26 Nisan 2011 Salı

BİZİ DAHA FAZLA ÇILDIRTMAYIN !

Sancılı bir seçim sürecine daha girerken ana akım partilerin seçim vaatleri kulaklarımızda yankılanmaya başladı. Bu vaatlerin ön plana çıkanları ise bizlere sanki genel seçimlere değil de özellikle İstanbul için yerel seçimlere gidiyormuşuz hissiyatı veriyor. Şehr-i İstanbul cazibeli projelerin merkezine oturtulmuş, seçim pazarlıklarının merkez gündemi haline gelmiş. İş öyle bir boyuta geldi ki, iktidar partisi açıkça bakkal hesabını yaptı; “Ben bu İstanbul’dan iki şehir çıkartırım.”

Bizler sürekli İstanbul’da yapılacak projelerin rant projeleri olduğunu, İstanbul’un sorunlarını ve yaşayanlarını dikkate almayarak kent mekanının sermayenin çıkarları ile şekillendirildiğini söylüyorduk. Biz bunları söyledikçe projelere ‘sosyal’ kılıflar giydirilmeye çalışıldı. Allı pullu reklamlarla, güzel yaşam vaatleriyle, “ben yaptım oldu”larla projeleri kabul ettirmeye çalıştılar. Şimdi de bu süslenmiş vaatler seçim kampanyalarında karşımıza çıkıyor. Ve bizler bir kez daha görüyoruz ki biz haklıyız; bu projeler rant projeleri, bu projeler kentimizdeki yaşamı hiçe sayan, tepedeninme-yerdenbitme binalar ile ‘kent olmadan kent’ler kurmayı amaçlayan projeler. Şehirlerin insanlarla, toplumsal olarak oluştuğunu unutan, varolan sosyal yapıyı hiçe sayan insansız projeler ile gözlerimiz boyanmaya çalışıyor.

İstanbul’un çıldırtan şehirleri…

Son olarak İktidar partisi, gösterişli seçim projelerinden biri olarak ‘İstanbul’a İki Yeni Şehir’ projesi yapacaklarını vaat ettiler. Projenin detaylarının çılgın proje ile birlikte 27 Nisan’da (yarın) açıklanacağı duyuruldu. Bundan birkaç ay önce de Amerika Birleşik Devletlerinde tasarlandığı söylenen ve İstanbul’un akciğerlerinin bulunduğu kuzey ormanlarının ortasına kurulan 3 milyonluk yeni bir yerleşim tasarımının görselleri ile sarsılmıştık. Bizleri neleri beklediğini bile bilmiyoruz; yaşamlarımızın ortasına oturacak projeler ‘çok yakında, pek yakında, az kaldı, çıldıracaksınız’ gibi reklam cümleleri ile hayatımıza sokuluyor.  Hala bir açıklığa kavuşmayan bu gökten inen tanımlanamayan şehirlere her gün yeni bir tanesinin eklendiğini söylemek abartı olmayacak.  Açıklayan açıklayana, bu projelerin kendi projeleri olduğunu beyan ederek sırtlayanlar öte yana!
Biz de, şehirlerin çıldırmaktan hallice, sakin olmaya çalışan insanları olarak açıklıyoruz: Şehirlerimiz zaten artık tek bir şehir değil! İstanbul’da iki şehir var!

AKP politikaları ile birlikte İstanbul’da zaten var olan kentsel ayrışma daha da hissedilir oldu.  Bir sınıf kapalı sitelerin içinde konuşlanırken, diğer sınıf şehrin uzaklarına kondurulan bloklarla görünmez kılınıyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma ve iş olanakları ellerinden alınan insanlar kentte eziyet çekmeye mahkum ediliyor. Karşılaşma alanlarının azaldığı, ortak yaşam alanlarının fiziksel projelerle de tahrip edildiği, şehrin yaşayanlarının bir araya gelme olanaklarının kaybolduğu,  yersiz yurtsuz bir kentleşmeyi yaşıyoruz. İkili bir şehir yapısı çoktan oluştu. Birbirini öteleyen iki kesimin oluşturduğu iki farklı kent!

Bu ikili yapı içerisinde kentimiz zaten çıldırmış durumda. İki şehrin ayrışmasını daha da belirginleştiren yeni projeler her gün devlet-özel sektör işbirliği ile hayatımıza sokuluyor. Doğamızın tahribi, yaşadığımız alanlarda karşılaştığımız yıkım, trafikte geçirdiğimiz saatler, kentimizden ve kentlimizden kopartan ve sorunların özündeki hiçbir derdimize çare olmayan göstermelik projelerle zaten çıldırmış durumdayız. 3.  Köprü projesi çılgınlıktır, Haydarpaşaport-Galataport projeleri çılgınlıktır, şehrin çeperlerine kurulan kente eklemlenemeyen TOKİ projeleri çılgınlıktır, insanların yaşadıkları alanlardan polis zoru ile atılması çılgınlıktır, okulların rant projeleri nedeniyle satılması çılgınlıktır, kamu arazilerinin özelleştirilmesi çılgınlıktır, orman alanlarının ortasına kurulan ultra lüks zengin yerleşimler çılgınlıktır, tarihi yıkıp yapay tarih yaratmak çılgınlıktır, kamusal mekan olarak sunulan ve bizleri sokaklardan kopartan onlarca alışveriş merkezi çılgınlıktır, tüketime odaklı kent yaratmaya çalışmak çılgınlıktır…   Sizce daha fazla çılgın projeye ihtiyacımız var mı? Bizler zaten çıldırmadık mı?

Bizler varolan iki şehri sonlandırıp tek bir şehirde herkesin eşit olanaklara sahip olduğu bir yaşam kurmak istiyoruz. Bizler çılgın projeler değil doğayı, emeği, yaşamı, insanı düşünen projeler istiyoruz. Çılgın projeleriniz sizlere kalsın, biz yaşama sahip çıkıyoruz!

İMECE-Toplumun Şehircilik Hareketi
26.04.2011

1 Mart 2011 Salı

Cihangir Posta "Kadın İşletmeciler Empati ve Ortak Çözüm İstiyor"

Dergi bu sayısında 8 Mart Kadınlar Günü münasebetiyle Cihangir'deki kafe işletmecisi 6 kadın ile Cihangir'de işletmeci olmanın sorunlarını, niye Cihangir'de olduklarını, Cihangir'de olmanın avantaj ve dezavantajlarını konuşmak istemiş.... Ancak birkaç hafta önce işgaliye ödeyip sokağa çıkarttıkları masaları neredeyse kırılarak kaldırtılmış olduğu için ve onlara göre belediye mahalle sakinlerinin şikayetlerini yasakçılığa bahane ettiği için derginin konuşmayı murad ettiği meseleler yerine Cihangir kafeleri ve sakinlerinin yeniden mutlu mesut yaşayabilmelerinin mümkün olup olamayacağını konuşmuşlar.Ne kafeler gitsin ne de sakinler şikayet etsin istiyorlarmış. Yazıdan bazı bölümleri buraya aktarıyoruz:

Neval Baykal ( NB Seramik, Pera -in Kafe, CGD YK Üyesi) - 50 yıldır Cihangirliyim...Cihangir benim için vazgeçilmez bir yer. Mahalle kültürü başka hiçbir yerde kalmadı çünkü... Kafelerin gelmesi ile sosyalleşme arttı. Sokaklar daha güvenli oldu. Eski evler onarıldı. Evlerin değeri arttı. Rumlar 6-7 Eylül olayları nedeniyle burayı terketmek zorunda kalınca evler başıboş kalmıştı. Şimdi Cihangir eski yıldız dönemine geri döndü. ..Turnacıbaşındaki Şok marketin karşısındaki dükkanın işletmecisiyim. Orayı kafe yaptık şimdi. Nişantaşında da kafem var. Her iki yerde de belediyenin tutumu nedeniyle sıkıntı yaşıyorum. İşler kötü gidiyor, masa attırmıyorlar, sürekli ceza kesiyorlar...İçerde sigara içmek yasaklandı şimdi dışarda içki içmeyi de yasaklayacaklar. Ayrıca Cihangir'de kafelerle uğraşan sakinler var.

Eser Dinçer ( Rafineri) - ..Buradaki mahalle havasını seviyorum. Herkes çok hoşgörülü ve yardımcı. Manavı, bakkalı, esnafı, güzel bir semt Cihangir.  Ama birşeyler değişti....Esnafın değil ama oturanların dışardan gelenlere yardımcı olmaları gerekiyor. Bu düşmanca durum sürerse kafeler çekilecekler. Yaşama şansımız yok. Ne olacak banka mı olacak bizim kafelerimiz ? Başka kim gelebilir ? Kiralar çok yükseldi. Sıra Selviler sırf banka oldu.

Hatice Tokyay ( Duru Emlak) - Kafelere düşmanca tutumun yaşayan insanlarla ilgili olduğunu düşünmüyorum.  Yönetimle ilgili. ...Carrefoursa'nın inanılmaz klima sesi var. Güneşli Sokak'ta Alman hastanesinin klima gürültüsü var. Sırf kafelerden kaynaklanmıyor ki gürültü. Bilinçli bir uygulama bu.

Neval Baykan- Bizim de rahatsız olduğumuz şeyler var ama şikayet etmiyoruz çünkü belediye kullanıyor.

Shellie Cormen (Kahvedan) - Son zamanlarda ambians çok değişti Cihangir'de. Bir ekip geldi. Çok kaba  bir ekip. Müşteriler çok rahatsız oldu. Cihangir şimdi farklı, ben öyle hissediyorum. Cihangir'in enerjisi azaldı.

Neval Baykan- Ben de katılıyorum. İnsanların kahvaltı ederken masalarını alıp götürdüler, böyle bir şiddet uygulanıyor.

Eser Dinçer - Karşımızdaki otoparkla konuşuyorum. Gün çinde 4-5 araba geliyor diyor. Bizim müşterilerimiz Cihangirli.

Shellie Cormen - Çoğu Cihangirli ama dışarıdan gelen de var.

Sevinç Baliç ( Karaköyüm Restoran, CGD 2. Başkanı) - Bir video izledim. Sizin sokağınızdaki trafiğin kilit halini kayda almışlar. Kıyamet kopuyor....Gece böyle bir gürültüyle çoluğu çocuğu uyananlar ister istemez şikayetçi oluyorlar. İnsanlar kafelerden değil kafelerin gürültüsünden şikayetçi....Onların tarafından da bakabilmeliyiz. Bebeği uyanan insan elbette önce bebeğinin uykusunu düşünecek. Öte yandan ekmek parası için çalışan da onu düşünecek. Ne yapabiliriz ? Birlikte iyileştirmek için ne yapabiliriz ?  Kutuplaşma olduğunda, biri ve öteki olduğumuzda birbirimizi anlayamıyoruz.

Hatice Tokyay - Kutuplaşma dediniz, haklısınız. Empati yapmak , her iki yanından bakmak lazım. Her iki tarafı da rahatsız etmeyecek noktalar bulmalıyız. Kafeler gidince ne olacak Cihangir ? Cihangir olmaktan çıkacak.

Neval Baykan - Cihangir'de sabaha kadar trafik var, benim oturduğum yerde insanlar sabah kadar sokakta oturup, içki içip yüksek sesle konuşup , bağırıyorlarsa bunun sebebi kafeler mi ? Sadece kafeler değil gürültünün nedeni. Bu konuda kafelere bu kadar yüklenilmesine kızıyorum. Mesela, siz Kahvedan , orada eskisiniz, ama sizden sonra taşınan sizden rahatsız oluyor. Kiralamadan ya da satın almadan önce baksın, düşünsün. Hakkı yok ki sonradan gelenin şikayet etmeye....

Sevinç Baliç - Tersi bir durum var. Ben Cihangir caddesinde oturuyorum. Oraya kafeler sonra geldi. Alt katlar kafe oldu.  Apartman sakinlerinin yüzde 51'i izin verince kafe olabiliyor. İnsanlar bunu bilmiyorlardı.

Nazan Kayran - Belediyeler mahalle içinde açılacak iş yerlerine ruhsatları plansız programsız dağıttığı için sorunlar sonradan ortaya çıkıyor. Belediyeler yatırım yapmak isteyenlere aslında bilgi transferi yapabilmeli. Bu bölgede şu hizmete, şu ürüne ihtiyaç var diye....
....
.....

Shellie Cormen - Karşı komşum müşterimdi önce. Sonradan karşıma taşındı. Şikayet başladı. Evine gittim. geldiğinde biliyordun, iki tane kahve var, niye taşındın dedim. 24 00'den sonra ses duymak istemiyorum diyor. Bu mümkün değil. Benim ruhsatım 04 00'e kadar. İnsanlar sigara içmek için dışarıya çıkıyor, konuşuyor, ne yapabilirim...

Sevinç Baliç - Çözüm arayan insanlar da var. Dernek çatısında toplanabilirler ya da bağımsız inisiyatif  oluşturabilirler... Empati yapmak gerekir. Gece yaşamadan aldığınız evin sorunlarını bilemeyebilirsiniz. Sonradan kiralanmış olması bunu açıklamıyor. Benim eşim sakin biridir. Kaç gece giyinip gidip rica etti. Ama tehdit edildi. ..Kafelerle konut alanı bir sorun, trafik bir sorun... Başka sorunlar da var. ...Otopark sorunu var...Kilitlendik burada. Çözüme ulaşacak şekilde konuşmalıyız.

...... konuşmalar biraz daha devam ediyor ve sorunun çözüme ilişkin hiç bir öneri geliştirilemiyor.

20 Şubat 2011 Pazar

BEYOĞLU BELEDİYESİ'ne ÇAĞRI

BEYOĞLU BELEDİYESİ BAŞKANLIĞI

Bir konut alanı olan Cihangir hızlı bir dönüşüm geçirmektedir. Sayıları her geçen gün artan kafe ve restoranlar semti bir eğlence merkezi haline getirirken, konutların yerini iş yerleri, apart oteller almakta ve semt süratle ticari bir merkeze dönüşmektedir.

Mahalledeki neredeyse bütün dükkanların kafe ya da restoran haline gelmesi kamusal alanların işgal edilmesine neden olmakta ve  ayrıca semt sakinlerinin yaşamını dayanılmaz kılan gürültü sorununu da beraberinde getirmektedir.

1- Cihangir bir eğlence ve ticaret merkezi değil bir konut alanıdır; öyle kalması için de belediyeyi gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.

2- Kaldırımlar işletmelerin özel mülkleri olmadığı gibi belediyenin rant kapısı da değildir. Kaldırımlar kamusal alanlardır: Yolun yayalara, çocuk arabası ve engelli araçlarına ayrılmış kısmıdır. İşgaliyeler bu hakkın kullanılmasına engel olmayacak şekilde düzenlenmelidir. Belediye sonuçlarını denetleyemeyeceği uygulamalara izin vermemelidir.

3- İşgaliyelerin saati belediyenin Cihangir’in konut alanı olmasına dayanarak tespit ettiği gibi saat gece 12 00 itibariyle sona ermelidir.

Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı anayasayla güvence altına alınmış bir haktır. Bu hakkımız uzun bir süredir ihlal edilmektedir. Belediyeyi bu ihlallere son vermesi için göreve çağrıyoruz.

19 Şubat 2011 Cumartesi

BEYOĞLU PLANI

Beyoğlu'nda Plan

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan yurttaşların Beyoğlu ile ilgili imar düzenlemeleri bağlamında devlet yönetimine katılmayı, idarenin işlem ve eylemlerini denetlemek için önemli bir olanak doğmuştur..."Bize neden sormuyorsunuz?" kötü bir başlangıç olmaz.
Can Atalay
İstanbul - BİA Haber Merkezi
19 Şubat 2011, Cumartesi

Beyoğlu 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı yürürlüğe girdi.

Beyoğlu Uygulama İmar Planının askıya çıktığı an itibari ile ise Beyoğlu'nda yaşayan yurttaşlar hareketlendi, toplantılar yaptı, eylemler yaptı, itirazlarını yerel yöneticilere göstermeye başladı, daha da önemlisi salt kendi meseleleri ile değil diğerlerinin meseleleri ile, meselenin bütünü ile ilgilenmeye başladılar.

En azından şu an itibari Beyoğlu'daki derneklerin, inisiyatiflerin, işleri, işsizlikleri, meslekleri ne olursa olsun yurttaşların "gemisini kurtaranın kaptan" olamayacağını çünkü muhatap oldukları kent siyaseti bağlamında "aynı gemide" olduklarını fark ettiklerini ummayı sürdürmenin önünde bir engel yok ...

Ötesi, yoksulun, emeği ile geçinenin derdini de dert edecek bir orta sınıf hareketliliğinin toplumsal formasyonda bir yansı bulmasını dahi dileyebiliriz ... Ne derler, umut fakirin ekmeğidir ve biz uzun bir süredir bu bahiste hiç de zengin sayılmayız.

Geçtiğimiz ay Beyoğlu'nda önemli oranda yurttaş imar planlarını mesele etti, paftaları masanın üzerine serdi baktı, anlamaya çalıştı, anladığını not etti, elinde paftalar sokaklara çıktı, tam olarak ne olduğunu anlamaya çalıştı, anladı, anladığını komşusuna anlattı, komşusu olmayanla ancak kamu idaresinin aynı idari işlemi nedeni ile hak kaybı yaşayanla buluşması gerektiğini, gördü, buluştu ve daha da buluşmalı, beraber sokağa çıkmalı, duymayan kulaklara sesini duyurmanın usullerini bulmalı/anımsamalı ....

Çünkü Beyoğlu'nda "planlanan" en alttakilerin hak kaybı yaşamasına gösterilen yetersiz tepkiden cesaret alanların artık kamusal mekânları/arazileri keyfe (kuşkusuz kapitalizmin, onun özel bir görünümünün gereksinimlerine) göre "tanzim" edilmesidir.

Ne olduğunu, nelerin olacağını anlatabilmek için örneklerin açıklayıcılığından yararlanayım:

İlki Tarlabaşı'dır. Nasreddin Hoca'nın dediği gibi -kentsel siyaset/kent iktisadı- açısından "Dünya'nın merkezidir" desem başımın ağrımayacağı örnektir.

Nedir Tarlabaşı?

Kolluk (en basit tanımı ile) idarenin kamu düzenini korumak ve sağlamak için giriştiği tüm faaliyetlere verilen addır.

Devlet, kent arazilerini ve kentsel olanakları tüm yurttaşlarının ortak yararı için kolaylaştırmak, kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak, belki de (!) sermayenin gereksinim duyduğu üretimin aksamaması için planlar, yani özel mülkiyeti sınırlar.

Planlama, isteyenin istediği yere istediğini yapamamasıdır aslında.

Tarlabaşı'nda (ve Sulukule'de, Fener-Balat'ta, Emek Sineması'nda, Perşembe Pazarı'nda, Kartal'da) ise planlama yoktur. Plan yalnızca nerden çıktığı anlaşılamayan bir şirketin hangi hakla olduğu bilinmeden kimi mimarlara hazırlattığı avan projelerin "plan hükmü" kazandırılmak için vardır, o kadar...

Şu an yürürlükteki 1/5.000 ve 1/1.000 Ölçekli Beyoğlu Planlarında Tarlabaşı ve diğer sözünü ettiğim alanlar ile ilgili yalnızca "avan projeye göre uygulama yapılacaktır" denilmektedir. O avan projenin yanındaki sokakla nasıl bir ilişkisi olacağı, kentin merkezinde trafik sorunun nasıl çözüleceği ya "planlama" kavramının gerektirdiği bir dizi başka analiz, sentez, değerlendirme ve daha da önemlisi çözüm ise önemsizleştirilmeye çalışılmaktadır.

Yaratılan bu "planlama dışı alan"da tescilli binalar dahi yıkılmakta, kentin dokusu 1980'lerin ortasından sonra ikinci kez yırtılmakta, yıkılanların yerine yapılacak yeni binaların hem mimari tarzları hem de yükseklikleri ile birer parçası olduğumuz kenti (en önemli parçalarından biri olan Beyoğlu'nu) tümü ile başka bir hale getirilmektedir.

"Sosyal" gerekçeleri önemsemeyen zevatın dahi salt "estetik" gerekçelerle yapılmak istenene karşı çıkması gerekir. İnanmayan ne yapılmak istendiğine bir göz atsın....

Tarlabaşı Kentsel Dönüşümünün "sosyal yanı" ise çok daha önemlidir: Yıllarca verdiği emek karşılığı başını sokacak bir eve "sahip" olanlar, ana babadan kalan eve sığınanlar, ana babadan kalanın üzerine borçlanarak ev alanlar, ne kadar gayrı menkul alırsa alsın bir türlü muteber vatandaş sayılmayan, karar verme hakkına sahip olamayan "mülk sahipleri" vs. vs. vs...

Tarlabaşı'nda devlet, büyük şirketler adına yurttaşları ile "pazarlık" yapmıştır, yapmaktadır.
Zor kullanma tekelinin kurumsallaşmış halinin "pazarlık" eden taraflardan birisinin yanında durduğunu ve üstelik öne engel olarak çıkabilecek tüm mevzuatın da değiştirildiğini anımsayın gerisini siz düşünün. Yoksulun mülkiyeti mülkiyet değildir, "mülkü" hakkında karar vermeye hakkı yoktur....

( http://www.tarlabasiyenileniyor.com/yenileme/default.aspx?SectionId=1430 )

Kiracılar ya da barınanların gündeme gelmesi ise hiçbir biçimde kabul edilmemektedir.
Kıssadan hisse, "plan" yapanların bütünlüklü bir bakışı ve uzun erimli bir yaklaşımı var. Ya sizin?

İkinci örnek, Emek Sineması'dır.

İstanbul'un en önemli sinemalarından, kültür mekânlarından biridir. Salt mimari açıdan da değil kent dokusu açısından da önemli bir mekân, kentin en önemli merkezlerinden birine ruhunu veren bir yapıdır.
Konumuz açısından ise altını çizmek istediğim, Emek Sineması'nın sahibinin kamu olmasıdır.
Emek Sineması bizimdir.

1957 yılı itibari ile TC Emekli Sandığı'nın "mülk"ü olmuştur;  bugün ise, tüm sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması sonucunda Emek Sineması'nın sahibi Sosyal Güvenlik Kurumu'dur.
Anayasanın 166'ıncı maddesi uyarınca "ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı" gerçekleştirmekle yükümlü olan devletin kamusal olanakları özel yararlara (üstelik kelimenin gerçek anlamı ile yıkıcı ve ayrıcalıklı bir biçimde) özgülenmektedir.

Keyfi biçimde yakınlara verilen, bununla da yetinilmeyip kârlarını maksimize edebilmeleri için yıkıp yeniden yapmalarına (/!)  olanak verilen bir kamu malıdır, söz konusu olan.

Kıssadan hisse, "planlayanlar" kamu mallarını şıp diye özelleştirebilmektedir. Yeşil alanların üzerine yapılması düşünülen "kamusal binaların" birkaç yıl sonra ne olacağını kim bilebilir?

Üçüncü Örnek: Kamu Okulları, Kamu Hastaneleri Nereye Gidiyor

Bugün İstanbul'un dört bir yanında kamu okulları arazileri için satılmakta, kamu hastaneleri kent merkezinden sürülmekte ötesi yeni yapılan planlardaki eğitim ve sağlık tesisleri için özgülenen alanların başına hep "özel" ibaresi eklenmektedir.

Taksim Atatürk Lisesi, Maçka Endüstri Meslek Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi için yapılan hazırlıkların Taksim İlk Yardım, Kasımpaşa Lisesi, Tevfik Sağlam Lisesi ve kimi üniversite binaları için de yapılması göz ardı edilebilir mi?

Kıssadan hisse: kamusal sağlık hizmetine, kamusal eğitim hizmetine sahip çıkmayan kentliler -başka hiçbir şeye gerek kalmaksızın- kent merkezlerinden "taşınacaklardır". Çocuklarınızı özel okula göndermenin, özel hastanelere mecbur olmanı nerede ise bir zorunluluk olmasına dayanıklı olan kalır gerisi taşınır....

Dördüncü Örnek: Bir Hukuksuzluk Anıtı Olarak AKM

Atatürk Kültür Merkezi kentin merkezinde çok salonlu bir kültür merkezidir.
Kentin bu kadar merkezinde bulunan bir kültür merkezinin, sadece bir kültür sanat merkezi olarak kalması ise kimileri açısından kabul edilemezdir.

Bu yaklaşım projelendirilir, ancak AKM'de çalışan emekçilerin sendikasının açtığı dava sonucunda verilen mahkeme kararı ile "batıl" olur.

Olağan koşullarda, basit bir onarım ile o artistik "Kültür Başkenti" olunan yılda kullanılır hale getirilebilir. Kültür Başkenti İstanbul'un merkezinde bir kültür yapısı vardır; ancak uzun erimli hesaplar, taviz vermiş oluruz zehabı nedeni ile bilerek hizmete açılmamıştır.
Kıssadan hisse: "planı" yapanlar inatçıdır. Siz hakkınız için ne kadar direneceksiniz?

Beşinci Örnek: Bedrettin Mahallesi

Biliyorsunuz Metro artık Şişhane'ye kadar ulaştı. Metrodan Şişhane durağında indiğinizde İstiklal Caddesi yönüne doğru giderseniz Tünel Geçidi'nde şarap içebilir, Babylon'da kimlik göstererek müzik eşliğinde salınabilir, Otto'nun önüne gidip damsız almadılar diye bianet'e yazı yazabilirsiniz. Kentin parlayan yıldızıdır, insanın gözünü de dişini de kamaştırır.

Aynı Şişhane durağında sola değil sağa doğru döndüğünüzde ise sizi önce sol taraftaki minibüs durakları karşılar, tüm Haliz hattına ulaşabilir, Alibeyköy'e, Yeşilpınar'a kadar gidebilirsiniz. Minibüs duraklarını geçip bir elli metre aşağı kadar yürüdüğünüzde Bedrettin Mahallesi'ne varırsınız.

Kentin merkezinde bir yoksul semtidir. Metronun iki adım ötesine ulaşması ile artık Tarlabaşı "otoyolu"nun alt tarafında kalan, karanlık, uzak, kibar hanımlar ve beyler için bilinmez ve ürkütücü bir yer değildir artık. Nedir ki artık oraya da gitmek, metrodan inip sola dönüverirsin yalnızca ...

Bu kadar kentin merkezinde, göz ve diş kamaştıran bir mahallede ise artık Sulukule'de, Tarlabaşı'nda, Fener-Balat'ta ne yapıldıysa yapılmalı, devlet olanaklarını arkasına alan birileri yurttaşlarla "pazarlık" etmeye başlamalıdır.

Yoksulun mülkiyeti ona karar verme hakkı vermez, karar verme hakkını kullanamayanın mülkiyetinden söz edilemez. Kiracının ise zaten "adı yok" ...

Kıssadan hisse: kamusal kaynaklarla sağlanan kimi alt yapı hizmetlerinden sadece yoksulların değil, orta sınıfın da yararlanması "caiz" görülmemekte, nereye bir kamusal yatırım gerçekleştirilse, ulaşım sağlansa orada bir "rant projesi" gündeme gelmektedir. Bu bir kamusallık tarifidir. Sizin bir kamusallık tarifiniz, daha da önemlisi talebiniz ve en önemlisi tasavvurunuz var mı?

Planda Neler Var

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan insanları birinci elden etkileyecek, kentle aralarındaki "hukuku" her anlamda farklılaştıracak, bir solukta sayılabilecek ve eli kalem tutanların önemseyeceği umulan kimi örnekler TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve mahalle derneklerinin verilerine göre şunlar:
Kılıç Ali Paşa Camisi'nin karşısındaki yamaçta bulunan Roma Bahçesi olarak bilinen ve "Yenileme Alanı" olarak ilanı daha önce gerçekleştirilen alan ile ilgili yapılaşma öngörüleri bu plan ile de yineleniyor.
Sanatkârlar Caddesi civarındaki yeşil alan ve çocuk parkı bulunan alanlar "belediye sosyal tesis" alanı olarak yapılaşmaya açılıyor.

Akarsu Caddesindeki emsaller arttırılıyor.

Maksim Gazinosu'nun bulunduğu alan ve arkası yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.
19. yüzyıl ortasındaki görsellerde bile varlığını göremediğim bir tarihi yapının Dolmabahçe meydanının ortasına yerleştirilmesi öngörülüyor.

Taksim Camisi memleket gündemine yeniden getiriliyor.

Kabataş'a yüksek bir yoğunluk artışı getirecek olan bir "transfer merkezi" öngörülüyor. (Transfer merkezlerini burada anlatma olanağı yok, onlar başlı başına fenomen)

Tünel yönünden İstiklal Caddesi'ne girildiğinde size göz kırpan o güzelim Narmanlı Han'ın özgünlüğü bozuluyor ve o alana çok yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.

İstanbul'un belki de en güzel apartmanın, Doğan Apartmanı'nın önü, arkası, sağı solu yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.

Galatasaray Lisesi'nin arkasındaki duvarın kaldırılması ve yüksek bir otoparkın yapılması hedefleniyor.
Karaköy İskele Alanı'nın "görsel kirlilik yaratmayacak ölçülerde"(!) doldurulması öngörülüyor.

Haliç Tersanesi'nin sonlandırılması amaçlanıyor.

Saray Sineması'nın yerine dikilen, kartonpiyerci ile anlaşılarak yapılan cephesi ve devasa kütlesi, hukuk tanımaz hali ile ünlenen yapı meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Emek Sineması'nın yıkımında ısrar sürüyor.

Tarlabaşı, Bedrettin Mahallesi, Perşembe Pazarı, Galata'nın bir bölümü, Cezayir Çıkmazı ve çevresi, Beyoğlu Belediye Başkanlığı Binası ve çevresinin hem mimari dokusu hem de insanları ile "yenilenmesi" konusundaki inat da tabi ki sürüyor.

"Her şeyde bir hayır vardır" derler.

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan yurttaşların Beyoğlu ile ilgili imar düzenlemeleri bağlamında devlet yönetimine katılmayı, idarenin işlem ve eylemlerini denetlemek için önemli bir olanak doğmuştur...

"Bize neden sormuyorsunuz?" kötü bir başlangıç olmaz. (CA/EÖ)

17 Şubat 2011 Perşembe

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ BİR PLANLAMA MUCİZESİDİR !

Üçüncü Köprü Bir Planlama Mucizesidir!

Karayoluyla ulaşıma ağırlık verilmesi çıkmaz bir sokaktır. Her bir otoyol hamlesinin kenti "plansız" bir şekilde kuzeye taşıdığı açık, ormanların ise bu hamlelere dayanaksız olduğu anlaşılmışken son orman alanlarının ateşle imtihanına cesaret etmek ancak akıllı bir tasarımın mahsulü akılların özgüveni ile mümkün olabilir.
Can Atalay
Bianet 17.02.2011

İstanbul'un son kırk yıllık tarihi ile otomobillerin ulaşımının (üstelik toplu taşım için de değil) öncelikle hedeflenmesinin sorunları çözmediği, misli ile arttırdığı artık kanıtlanmış olduğu için; arabaların değil insanların ulaşımının hedeflenmediği hiçbir "çözümün" çözüm olamayacağı artık açık olmasına karşın İstanbul Boğazına ısrarla üçüncü bir köprü yapılması fikri mucizevidir.

Yapılan tüm köprülerin, otomobiller için açılan tüm tünellerin,  viyadüklerin, yoncaların, üst geçişlerin ve tüm diğer "mecralar"ın sonuç olarak bir kente, kentsel mekana bağlandığını veri almaksızın, huninin ağzı ne kadar geniş olursa olsun diğer ucundaki sıkışıklığın sıvının akışını, akışın hızını belirleyeceğini ilkokul çağındaki çocuklardan öğrenmeksizin geniş otoyollarla ulaşım çilesine çözüm bulacağı iddiası önemli bir medeni cesaret örneğidir.

İstanbul'un su havzaları ile ilgili sıkıntılar artık halının altına süpürülemez duruma gelmiş olmasına, su havzalarında ilçe belediyesi üstüne ilçe belediyesi kurulmasına, İstanbul'un su sorununu Istıranca dağları, Melen Çayı gibi pek çok ekosisteme müdahale edilerek "çözülmeye" çalışılmasına ve taşıma suyla (değirmenin dönmeyecek) sorunun çözülemeyecek olmasının yüz yıllardır bilinmesine, "kuzeyin" bu açıdan da çok önemli olmasına karşın köprü sayısını üçe çıkarma ısrarı bizlerin aklının ermediği bir hikmete işarettir; hürmet gerekir.

Her bir otoyol hamlesinin kenti "plansız" bir şekilde kuzeye taşıdığı açık, ormanların ise bu hamlelere dayanaksız olduğu anlaşılmışken son orman alanlarının ateşle imtihanına cesaret etmek ancak akıllı bir tasarımın mahsulü akılların özgüveni ile mümkün olabilir.

Çevre düzeninin etrafından dolaşıldı

Ancak en önemlisi ise şudur:
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesi çevre düzeni planlarını; "Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak
konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plandır" biçiminde tanımlamaktadır.

Hukuka uygun bir çevre düzeni planının "düzenli ve sağlıklı bir yerleşmenin sağlanması, yeşil alanların ve orman alanlarının gereksinimlerine uygun şekilde düzenlenmesi, trafik ve ulaşımın hızlı ve aktif bir biçimde işlemesi, su kaynaklarının korunması, tarihi ve kültürel değerlerin gelecek nesilleri aktarılması, nüfusun dağılımı, sanayi tesislerinin ve tarım alanlarının ekonomik ilke ve ölçütler doğrultusunda kurulması, eğitim, sağlık ve turizm gibi kuruluş ve alanlarının düzenli bir biçimde paylaştırılması gibi temel hizmet ve gereksinimlerin en verimli bir şekilde giderilmesi" gibi niteliklere sahip olması gerektiği mahkemeler tarafından da çeşitli kararları ile belirtilmiştir.

Diğer bir söyleyişle ".....belirtilen bu kadar önemli nitelik ve özellikler için ilin ya da büyükşehir belediyesinin bir ucundan diğer ucuna planlamasının yapılmış olması zorunludur. İşte bu düzenlemenin il bazında gerçekleştirilecek 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı ile gerçekleştirilebileceği.... 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı ile bir şehre genel görünüm verilmekte, şehrin yerleşim, trafik, ulaşım, yeşil, orman, sanayi, ticaret, tarım, tarihi kültürel nitelik taşıyan alanlar açısından genel bir sistematik gerektiği ..." hukuken de bir gerekliliktir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin  16 Haziran 2010 tarihli toplantısında ise, 1/100 000 ölçekli planın  Plan Uygulama Hükümleri üzerinde değişiklik yapılmış; oy çokluğu ile meclisin onayından geçen bu değişiklikle, Plan Uygulama Hükümleri'nin "Plan'da ölçek sebebiyle gösterilmeyen ulaşım sistemi projeleri, plan'ın bütünlüğüne ve ilkelerine uygun olarak alt ölçekli plan çalışmalarında değerlendirilecektir." biçimindeki 8.4.9.1. maddesinde  yer alan "ölçek sebebiyle" ibaresi kaldırılmış, madde, "8.4.9.1. Plan'da gösterilmeyen ulaşım sistemi projeleri, plan'ın bütünlüğüne ve ilkelerine uygun olarak alt ölçekli plan çalışmalarında değerlendirilecektir" biçimine getirilmiştir. Ayrıca yeni bir madde olarak da , "8.2.17. İlave Boğaz Geçiş ve güzergahları alt ölçekli planlarda değerlendirilecektir" hükmü eklenmiştir.

Plandaki hinlik

Dikkatinizi çekmek istediğim dahiyane buluş ise esasen budur:
Bir bütün olarak üçüncü köprü projesini her düzeyde reddeden, sakıncalarına uzun uzun işaret eden bir çevre düzeni planının (ki o planın sakıncaları ise bambaşkadır) notlarında yapılan bir değişiklik ve ekleme ile Üçüncü Köprünün önündeki engellerin kaldırılmasını akıl etmek biz sıradan insanların anlayabileceği türden bir iş değildir. Piyasanın hikmetinden pay almak, ona inanmak gerekir.
Üçüncü Köprü hem hukuken hem de teknik olarak bir planlama mucizesidir. (CA/EÜ)

14 Şubat 2011 Pazartesi

İTİRAZLAR YAPILDI

"Dükkan Vergim 30 Liradan 800 Liraya Çıktı; Nasıl İtiraz Etmem!"

Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planına itiraz edenlerden kitap dükkanı sahibi Ayşe Doğan, "Geçen sene 30 lira olan vergim bu sene 800 liraya çıktı. Sırf insanlar burayı terk etsin ve gitsin diye atılan adımlar bunlar" dedi.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Şubat 2011, Pazartesi

Cihangirlilerin Beyoğlu Koruma Amaçlı İmar Planına itiraz dilekçelerini vermeleri için son gün. Aşırı vergi artışından şikayet edenler, yaşadıkları mahallenin çehresinin değiştirilerek ticarethane dönüştürülmesinden endişe edenler "Koruma Planı"na karşı çıkıyorlar. İtiraz dilekçesi vermek isteyenlerin 16.30'a kadar süreleri var.

"İnsanlar Beyoğlu'nu terk etsin diye...."

Erken saatlerde belediyeye gelenlerden kitapçı dükkanı sahibi Ayşe Doğan ''Bu hale itiraz edilmeyecek gibi değil ki. Geçen sene 30 lira olan vergim bu sene 800 liraya çıktı. Sırf insanlar burayı terk etsin ve gitsin diye atılan adımlar bunlar" dedi.

İtiraz dilekçelerine ne zaman yanıt alacaklarını soran yurttaşlara belediye yetkilileri ''Dilekçeler burada incelendikten sonra Belediye Meclisine gönderilecek ve oradan gelecek cevap beklenecek. Ancak bunca dilekçe hemen nasıl toplansın da hemen cevap verilsin?'' şeklinde yanıt veriyor.

Aynı belediye görevlisi, projenin bir provokasyon aracı olarak kullanıldığını savundu; önce tüm sivil toplum kuruluşlarını proje aşamasında çağırdıklarını iddia etti; ardından da "Kaldı ki, Beyoğlu bir Yunan kenti değil bütün herkesi bir meydanda toplayalım" dedi.

Cihangir Semt İnisiyatifi ve Beyoğlu'ndaki diğer semt dernekleri "Plan"a karşı çıkış gerekçelerini şöyle açıklamışlardı:

"Beyoğlu'nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor.
"Plan Beyoğlu'nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayazpaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor.

"Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.Semt sakinleri ilgiyle karşıladıkları çağrıda önerilenleri gerçekleştirmeye girişirlerse, İstanbul'u bir uçtan ötekine kat eden "kentsel dönüşüm" projelerine karşı bir direnme mevzisi daha açılmış olacak." (ELV/EÖ)

11 Şubat 2011 Cuma

Cihangirli "İmar Planı"na Karşı Belediye Önündeydi!

Cihangirliler Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nı bugün Belediye önünde protesto etti; yarın da sanatçıların katılımıyla planın olumsuz yönlerini semt sakinleriyle paylaşacak.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
11 Şubat 2011, Cuma

Cihangir Semt İnisiyatifi, Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'na tepkisini bu kez Tünel Meydanı'nda bulup Belediye önüne kadar gerçekleştirilen bir yürüyüşle gösterdi.

Cihangirliler ve destekçileri ellerinde ''Sanatıma Dokunma'', ''Tarihime Dokunma'',  ''Yeşilime Dokunma'', ''Katılın, geleceğimizi birlikte savunalım.'', ''Bu planda biz yokuz.'', ''Bu plan sizin için diyorsunuz, bize mi sordunuz?'' yazılı dövizlerle projeye itiraz dilekçelerini vermek için belediyeye doğru yürüyüşe geçtiler.
İnisiyatif üyesi Ayşe Özdemir Cihangir semt sakinlerinin dün akşam (10 Şubat) Belediye Başkanı Ahmet Nisbah Demircan ile yaptığı toplantıyı değerlendirerek, ''Başkan bizi ikna edebileceğini sanıyordu ancak ciddi bir dirençle karşılaştı. Amacımız sen bizi planın yapılış sürecine dahil etmedin ve ancak biz bu planın farkındayız ve itiraz ediyoruz demekti ve de başardık'' dedi.

Basın bildirisinin ardından mikrofonun Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsüne verilmesi üzerine ise Özdemir ''Bu siyasetin içine dahil olan ve CHP ile ilgili bir hareket değil bir Cihangir Semt İnisiyatifi Hareketidir. Lütfen bu ikisini karıştırmayın" diyerek İnisiyatif üyeleri beraberinde getirdikleri pankartları yanlarına alarak belediye önünden uzaklaştılar.

Belediye önünde basın açıklaması

Basın açıklamasında ''Sözde koruma amaçlı imar planına itiraz etmek için buradayız. Hayatımıza, yeşilimize, sanatımıza tecavüz ediliyor. Bugüne kadar yüzlerce kişi yazılı dilekçeler ile plana itirazlarını sundu ancak hala Belediye Başkanı ekranlara çıkıp şimdiye kadar sadece 48 kişinin itiraz ettiğini iddia edebiliyor ve halkı yanlış bilgilendiriyor. Bu plan toplumsal katılımı, demokrasiyi ve uzlaşıyı rafa kaldırmıştır. Aylardır biz bu planda yokuz diye tepkimizi dile getiriyoruz. Keşke bu plan düzeltilebilir, üzerinde değişiklikler ile kabul edilebilir bir plan olsa. Ancak projenin toptan kaldırılması ve yerine güzelliklerden, halktan, haktan ve demokrasiden yana olan katılımcı bir politika ile oluşturulmuş bir plan yapılmalıdır. İtiraz dilekçelerimiz eğer kabul edilmezse bir sonraki yolumuz idari yargıya başvurma ve yürütmeyi durdurma talepleri olacaktır.'' dediler.

Sanatkarlar Parkı'nda da buluşulacak

Cihangirliler 12 Şubat (Cumartesi), saat 14.00'te ise Roma Bahçesi'nde(Sanatkarlar Parkı) buluşup çözüm için tüm Beyoğlu sakinleri ve destek veren sanatçılarla birlikte tepkilerini kamuoyuna sunmaya hazırlanıyor. (ELV/EÖ)

Plana Mahkeme Yolu Göründü

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce Beyoğlu ilçesinin bir bölümüne yönelik hazırlanan, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Uygulama Plan, “yeşil alanların yok edilerek imara açılacağı ve mevcut kentsel dokunun bozulacağı” gerekçesiyle bölge halkının tepkisini çekti. Halk, ‘yürütmenin durdurulması ve noktasal ve bütünsel olarak planın iptali’ için ayrı ayrı dava açmaya hazırlanıyor.
Beyoğlu ilçesinde Taksim, Cihangir, Tarlabaşı, Tophane’nin bulunduğu tarihi ve turistik bölge, 1993’te alınan kararla “Kentsel SİT alanı” ilan edilmişti. İmar planları 18 yıldır yılan hikayesine dönen bölgeye yönelik İBB’nin hazırladığı plan nihayet son şeklini aldı. Ancak içerdiği çok sayıda değişiklik halkın tepkisini çekti. İBB Meclisi’nde onaylandıktan sonra 14 Ocak 2011’de askıya çıkan plan bir aylık süre sonunda 14 Şubat’ta askıdan indirilecek. Halk, mahalle derneklerince ‘Beyoğlu Semt Dernekleri Platformu’ öncülüğünde hazırlanan itiraz dilekçelerini bugün Beyoğlu Belediye Başkanlığı’na sunacak."

6 Şubat 2011 Pazar

Evimin Arka Bahçesine Kimse Giremez

Cihangi Semt İnisiyatifi, "Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı"yla bir eğlence ve ticaret merkezine dönüştürülmesi amaçlanan Cihangir sakinlerini plana itiraz için harekete geçmeye çağırdı. İlk semt toplantısı 11-12 Şubat'ta İkbal Kahvesi'nde. İtiraz süresi dolmadan dilekçeler verilecek.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
06 Şubat 2011, Pazar

Cihangir Semt İnisiyatifi  üyeleri Cumartesi günü dağıttıkları bildirilerle semt halkını "Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı"na karşı çıkmaya çağırdılar.
Cihangir Semt İnisiyatifi ve Beyoğlu’ndaki diğer semt dernekleri "Plan"a karşı çıkış gerekçelerini şöyle özetliyor:
Beyoğlu'nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor. Plan Beyoğlu'nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayaspaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor. Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.Semt sakinleri ilgiyle karşıladıkları çağrıda önerilenleri gerçekleştirmeye girişirlerse, İstanbul'u bir uçtan ötekine kateden "kentsel dönüşüm" projelerine karşı bir direnme mevzisi daha açılmış olacak.
"İnsana, yaşama ve çevreye önem veren yeni bir plan" isteyen Cihangir Semt İnisiyatifi gönüllülerden oluşan ve semt sakinlerinin kendi yaşam çevrelerine "kentlilik bilinciyle" sahip çıkmalarını teşvik amacıyla çaba gösteren bir yurttaş inisiyatifi. İnisiyatif yalnızca planı değil, "katılım hakkımız gaspedildi" dediği planlama sürecini de güçlü gerekçelerle eleştiriyor:
"Koruma Planı hazırlanması ile ilgili yönetmelik plan bölgesinde yaşayanların ve çalışanların plan hazırlık sürecine dahil edilmesini zorunlu kıldığı halde bu şart yerine getirilmemiştir."
Cihangir Semt İnisiyatifi'nin kurulmasına ön ayak olanlardan Ayşe Özdemir Bianet'e, "Vatandaş olarak haklarimizi kaybettiğimiz yer projenin yapimina davet edilmeyişimizle başliyor. Kent haklari temel insan haklarindandir." diyor.

İnisiyatifin belli başlı itiraz noktaları ve talepleri de şöyle:

* Yeşil alanlarımız yok ediliyor. Roma ve Ege Bahçeleri Cihangir'in nefes alanlarıdır. Planda Ege Bahçesi yapılaşmaya açılıyor. Roma Bahçesinin girşini kapatacak şekilde Sosyal Tesis adı altında bir bina yapılması öngörülüyor.Yeşil alanlarımızın sadece korunmasını değil artırılması istiyoruz.

* Konut alanlarını koruyacak önlemler istiyoruz. Planda konut bölgelerindeki bazı sokak ve caddeler Konut+Ticaret alanı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamanın kaldırılmasını ve Cihangir'in ticaret ve eğlence merkezi haline gelmesini önleyecek somut önlemler alınmasını istiyoruz. Konut alanlarındaki ticaret, semt sakinlerinin ihtiyaçlarının çeşitliliği göz önüne alınarak ve tek tip ticari faaliyeti önleyecek biçimde düzenlemelidir. Konut alanlarında kamusal alan olan kaldırım ve sokakların işgal edilmesine ve beraberinde getireceği gürültü kirliliğine neden olacak ticari faaliyetlere sınırlama getirilmesini istiyoruz.

* Çok katlı otoparklar istemiyoruz. Plan Sıraselviler Caddesinde uzun mücadeleler sonucu kaldırılan eski benzincinin yerine çok katlı bir otopark öngörmektedir. Cihangir'in Beyoğlu'nun otoparkı olmasına, ciğerlerimizin egzoz gazıyla dolmasına, trafik yoğunluğuna ve gürültüsüne hayır diyor ve Sıraselviler Caddesi üzerinde 3 hastane bulunduğunu hatırlatıyoruz.

Cihangirliler itiraz hakkını kullanacak

Cihangir Semt İnisiyatifi, yasanın tanıdığı itiraz hakkını kullanmak üzere, plan ve itiraz dilekçeleriyle ilgili soru ve sorunları 11-12 Şubat günleri 15-19 arasında  Akarsu Caddesi No: 30, Orhan Kemal Müzesi altında, İkbal Kahvesi'nde Cihangirliler'i buluşmaya çağırdı.

Cihangir Semt İnisiyatifi'nden Serpil Arısoy "Ben semtime, Beyoğlu'na sahip çikmak ve insanlari buna teşvik etmek istiyorum," diyor. "Uyuyabildiğimiz tek yer evlerimizin arka odalari ve o odaların baktığı arka bahçeler de bu projeler kapsaminda işgal edilecek."

İnisiyatifin dağıttığı bildirilerden karşı karşıya kaldığı riskleri öğrenen bir Cihangirli semttekilerin bakışını tek cümleyle özetliyor: "Evimin arka bahçesine kimse giremez."

İmar Planına ilişkin itiraz hakkımızı nasıl kullanabiliriz ?

Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planıyla ilişkin itiraz dilekçelerinin Beyoğlu Belediye Başkanlığı, Plan ve Proje Müdürlüğü'ne hitaben kaleme alınması ve en geç 14 Şubat 2011 tarihine kadar Beyoğlu Belediyesi'ne verilmesi gerekiyor.

  1. Her yurttaş itiraz etmek istediği konuyla ilgili olarak tek başına itiraz edebileceği gibi belli bir konu ya da alan ile ilgili olarak o konu ya da alan nedeni ile "menfaati ihlal" edilenler ortak bir itiraz dilekçesi verebilir. 
  2. İtiraz dilekçesi verenlerin planın askıdan inmesinden sonra dava açması mümkün: Prosedür ve olasılıkları şu şekilde özetlenebilir:  imar planları 30 gün süresince askıya çıkarılır ; anılan 30 günlük süre aynı zamanda "itiraz" süresidir ;  planların 30 gün sonda askıdan inmesi ile 60 günlük "dava açma süresi" başlar ; hem süresi içinde itiraz etmeyenler hem de planların askıdan inmesini izleyen 60 gün içinde dava açmayanlar ilgili imar planının iptali istemi ile dava açamazlar (ama bunun istisnaları olabiliyormuş); süresi içinde itiraz edenler için ise itirazlarının yanıtını 60 günlük bir süre için bekleme  hakkı vardır ; itirazlarına 60 gün içinde yanıt verilmeyen ilgililer takip eden 60 gün içinde dava açabilirler.
  3. Her bir itiraz konusu için ayrı ayrı dilekçe verilebilir.  Ancak, bir kişinin kendisini, yaşadığı kenti ve/veya kentin yaşadığı parçasını etkileyen bölümleri ile ilgili itirazlarını tek bir dilekçe de sunabilir.
  4.  Dava açılması düşünülmeyen hususlarla dava açılması düşünülenleri beraber ileri sürmek doğru olmayacaktır. Ayrıca, birbiri ile ilişkileri dolaylı olan alanlar ile ilgili itirazları aynı dilekçede belirtmek de "usuli" sorunlar çıkarabilir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen ölçütlerin her bir somut olay bağlamında değerlendirilmesi ve buna uygun olarak karar verilmesi yerinde olacaktır.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Bugün Cihangir'de yaklaşık 450 bildiri dağıtıldı.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1038998&Yazar=CEM%20ERC%DDYES&Date=05.02.2011&CategoryID=41

BEYOĞLU KİME AİT

Cem Erciyes
Radila Gazetesi 5 Şubat 2011
Beyoğlu’nun yeni imar planı, semti epey hareketlendirdi. Koruma Amaçlı İmar Planı’nın Beyoğlu’nda turizm alanlarını genişleteceğini, semte yeni otoparklar ve binalar ‘kazandıracağını’ pek çok semt sakini ilk defa Radikal’den duymuş oldu. Semt dernekleri plana itiraz etmekte kararlı. Haftalardır toplantılarla, internet üzerinden yazışmalarla buna hazırlanıyorlar. Cihangirliler bugün sokaklara çıkıp yazdıkları bildiriyi elden dağıtacak. Markette, kasapta, manavda elden dağıtıp daha çok kişiyi kampanyalarına katmayı hedefliyorlar. 14 Şubat’ta da itiraz dilekçesini topluca Belediye’ye vermek niyetindeler.
* * *
Derneklerin endişeleri ve itirazları temelde üç noktada toplanıyor. En birincisi, bu planın kendilerine hiç danışılmadan hazırlanması; buna çok kızıyorlar. Sonra, Cihangir gibi konut alanlarının tam anlamıyla kafe-bar-lokanta işgaline maruz kalıp oturulmaz hale gelmesi; kimse semtini terk etmek istemiyor. Ve çoğu yeşil alan olan bütün boşluklara az ya da çok birer bina yapılacak olması; yani ortak alanların ranta dönüşmesi ihtimali...
Derneklerden bağımsız, bireysel olarak belediyeye gidip bilgi almak isteyenler de oradan öfkeli ayrılıyor. Belediye, planın tamamını edinmek isteyenlerden 1580 TL istiyor. Sadece sahibi olduğunuz evin civarını, oradaki bilgisayardan incelemek ücretsiz. Tabii uzman işi bu planlara bakıp da anlayan yok. Ama kendi evinin işyerinin etrafındaki boşluğa bina yapılacağı için itiraz dilekçesi verenler var. Bunların sayısı şimdilik 48. ‘Planı duvara astık, gördük görmedik demeyin’, gayet eski usul bir yöntem ve belediyenin daha açık bir politika izlemesi gerekiyor. Nitekim tepkiler üzerine Başkan Ahmet Misbah Demircan devreye girdi ve planın bugünden itibaren belediyenin internet sitesine konacağını duyurdu. Aslında bir adım daha ileri gidip burada yaşayan insanlarla toplantılar yapmaları ve planladıkları geleceği onlara teker teker anlatmaları gerekiyor.
* * *
Beyoğlu, bütün İstanbul’u ilgilendiren bir yer. Ama semtin gelecek planlarıyla kimse fazla ilgilenmiyor. Çünkü herkes burayı alışveriş, kültür ve eğlence merkezi olarak görüyor. Belediye de, semtin tarihi merkezini çöküntü alanı olmaktan çıkarıp daha fazla gelir getirecek bir yere dönüştürmekte kararlı. Sadece İstiklal Caddesi’nden hafta içi her gün 2 milyon kişi geçiyor. Caddenin çevresindeki tarihi bölgenin tamamında gece nüfusu, yani yaşayanların sayısı ise 103 bin! İşte bu iki rakam arasındaki büyük fark, burada yaşayanların neden kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olamadıklarını da gayet iyi açıklıyor

4 Şubat 2011 Cuma

İNSANA, YAŞAMA VE ÇEVREYE ÖNEM VEREN YENİ BİR PLAN İSTİYORUZ

Beyoğlu Koruma(ma) Amaçlı Uygulama İmar Planına İTİRAZ EDİYORUZ !
17 yıldır beklenen yeni imar planı 14 Ocak 2011’de askıya çıktı. Beyoğlu’nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor. Plan Beyoğlu’nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayaspaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor. Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.  Bu plana kentlilik bilinciyle karşı çıkıyoruz. İnsana, yaşama ve çevreye önem veren yeni bir plan istiyoruz.
KATILIM HAKKIMIZ GASP EDİLDİ
Koruma Planı hazırlanması ile ilgili yönetmelik plan bölgesinde yaşayanların ve çalışanların plan hazırlık sürecine dahil edilmesini zorunlu kıldığı halde bu şart yerine getirilmemiştir. Bayram, yeni yıl, kandil gibi özel günlerde bizi hatırlayan belediye yetkilileri plan hazırlık çalışmalarında bizlere haber vermeyi unuttu. Bu planda biz YOKUZ!
YEŞiL ALANLARIMIZ YOK EDiLiYOR
Roma ve Ege Bahçeleri Cihangir'in nefes alanlarıdır. Planda Ege Bahçesi yapılaşmaya açılıyor. Roma Bahçesinin girşini kapatacak şekilde Sosyal Tesis adı altında bir bina yapılması öngörülüyor. Buranın yapılaşması halinde hem kısıtlı yeşil alanlarımızın önemli bir bölümünü kaybedeceğiz hem de müşteri olmadan ve para harcamadan çocuklarımız ve dostlarımızla gidip oturabileceğimiz yerimiz olmayacak. Yeşil alanlarımızın sadece korunmasını değil artırılması istiyoruz. Yeşil alanları bina dikilecek boşluklar olarak gören anlayışı karşı çıkıyor ve HAYIR diyoruz.
KONUT ALANLARINI KORUYACAK ÖNLEMLER ALINMASINI İSTİYORUZ
Planda konut bölgelerindeki bazı sokak ve caddeler Konut+Ticaret alanı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamanın kaldırılmasını ve Cihangir'in ticaret ve eğlence merkezi haline gelmesini önleyecek somut önlemler alınmasını istiyoruz. Konut alanlarındaki ticaret, semt sakinlerinin ihtiyaçlarının çeşitliliği göz önüne alınarak ve tek tip ticari faaliyeti önleyecek biçimde düzenlemelidir. Konut alanlarında kamusal alan olan kaldırım ve sokakların işgal edilmesine ve beraberinde getireceği gürültü kirliliğine neden olacak ticari faaliyetlere sınırlama getirilmesini istiyoruz.
ÇOK KATLI OTOPARKLAR iSTEMiYORUZ
Plan, Sıraselviler Caddesinde uzun mücadeleler sonucu kaldırılan eski benzincinin yerine çok katlı bir otopark öngörmektedir. Cihangir'in Beyoğlu'nun otoparkı olmasına, ciğerlerimizin egzoz gazıyla dolmasına, trafik yoğunluğuna ve gürültüsüne hayır diyor ve Sıraselviler Caddesi üzerinde 3 hastane bulunduğunu hatırlatıyoruz.
iTiRAZ HAKKIMIZI KULLANIYORUZ
Yasanın bize tanıdığı itiraz etme hakkımızı kullanıyoruz. Plan ve itiraz dilekçesiyle ilgili sorularınıza cevap verebilmek için 11-12 Şubat tarihlerinde 15 00-19 00 saatleri arasında Akarsu Caddesi No: 30 Orhan Kemal Müzesi altında İkbal Kahvesinde buluşuyoruz.
Cihangir Semt İnsiyatifi
Telefon: 0 531 699 94 68 
http://cihangirsemtinsiyatifi.blogspot.com

3 Şubat 2011 Perşembe

Beyoğlu İmar Planı: plan raporunun fiyatı 1.580 lira olur mu ?

Merhaba,

Beyoğlu Belediyesinde askıya çıkan Kentsel Sit alanı Uygulama İmar Planıyla ilgili plan raporunun (yaklaşık 300 sayfalık bir döküman) fiyatı 1,580 lira. Plana ve plan raporuna erişimin ücretsiz olması gerekmez mi ? Birçok işlemin online gerçekleştirildiği, birçok dökümana internet üzerinden doğrudan ve ücret ödemeden ulaşılabilen bir dönemde belediye söz konusu raporu ancak 1,580 liranız varsa okuyabilirsiniz diyor.

Belediye aslında bize ait olan bir dökümana erişimimizi paralı kılarak bilgi edinme ve dolayısıyla katılma ve mücadele etme haklarımızı engellemektedir. Söz konusu planın ücretsiz olarak hepimizin kullanımına açılmasını ve online olarak erişimini talep ediyoruz.

1 Şubat 2011 Salı

Barakaları yıkacaklarmış ?

Girişi Sanatkarlar Caddesinde olan ve mevcut durumda otopark olarak kullanılan alanın - alanın bir taraftan Defterdar Camiine bitişik, deniz tarafından Roma Bahçesi ile sınır -  tümü imar planında mavi lejantla Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı olarak tanımlanmış. Belediye yetkilileri yaptıkları açıklamada buraya sadece 120 m2'lik bir yapı yapacağız diyor. Geri kalanı ne olacak ?

http://www.beyoglu.bel.tr/images/markalarimiz_haber/2011/sanatcilarparki_b.jpg

31 Ocak 2011 Pazartesi

Koruma Amaçlı İmar Planı - Cihangir Bölgesindeki Değişiklikler ve Düzenlemeler

Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı
Cihangir Bölgesiyle ilgili değişiklikler ve düzenlemeler:
1- Yenileme Alanı:
Anıtlar Kurulu kararı ile arkeolojik sit alanı ilan edilmiş ve Roma Bahçesinin de içinde yer aldığı geniş bir bölge Yenileme Alanları olarak ilan edilmiştir.
Yenileme alanının sınırları kabaca şöyle:  Aşağıda Meclisi Mebusan Caddesinden başlıyor yukarı Defterdar Yokuşu’nun bir bölümünü kapsayarak devam ediyor ve Batarya Sokak boyunca devam edip Tüfekçi Salih Sokak’ın bir kısmını içererek Coşkun Sokaktan Akarsu Yokuşu’nun merdivenli kısmını içine alıyor; Kumrulu Yokuşunun bir kısmını katedip,  bu sokağın Cihangir İlk Öğretim Okulunun önündeki merdivenler kısmına kadar devam ediyor ve oradan okulun önündeki merdivenlerden aşağıya İlyas Çelebi Sokağa kadar iniyor. İlyas Çelebi Sokağın bir kısmını kapsayarak Enli Yokuştan aşağıya inip Meclisi Mebusan'la birleşiyor.

A- Bu bölge niçin 5366 sayılı yasa kapsamına alındı ?

B- Bu yasanın uygulanabilmesi için bölgenin yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olması şartı aranmıyor mu ? 

C- Bu bölge içinde yaşayan semt sakinleri 5366 sayılı yasa hakkında bilgilendirildi mi ?

2- Roma ve Ege Bahçeleri yapılaşmaya açılıyor ve Roma Bahçesi dahil aşağıdaki alanlarda Sosyal ve Kültürel Tesisler inşa ediliyor.
1- Defterdar Cami önünde bulunan ve bugün otopark olarak kullanılan alana;
2- Tüfekçi Salih Sokağını Sanatkarlar Caddesine bağlayan merdivenlerin yanındaki yeşil alana (yamaç);
3- Roma bahçesinin hemen girişinde yer alan ve bugün çocuk parkının olduğu alana;
4- Arkeolojik sit alanı içinden geçen Sanatkarlar Mektebi Sokak üzerindeki bir alana (planda Tophane Hamamı olarak görünen yerin üst kısmına)
5- Kumrulu Yokuş ile Kumrulu Caddesinin birleştiği köşede bulunan alana Belediye Hizmet binası
6-  Akyol Caddesinden Meclisi Mebusan Yokuşuna inen Hardal Sokak üzerindeki alana (14 numaralı parsel)

7- Salı Pazarı Yokuşunda
Planda Sosyal ve Kültürel Tesislerle ilgili tanımlamada:
“İBB ve İlçe Belediyesince; kültür merkezleri, kütüphane, müze, sergi-konser-konferans salonları gibi kültürel yapılar, teknik eğitim merkezleri, bilgi-beceri-meslek edindirme kursları vb. gibi eğitim yapıları belediye idari birim şubeleri, muhtarlık gibi yönetimsel yapılar, huzurevleri, bakımevleri, kreş, öğrenci yurdu, nikah dairesi, kadın sığınma evleri, özürlüler eğitim merkezleri, aşevleri gibi sosyal yardım birimleri vb. gibi işlevler ile sem. ölçeğinde sağlık birimleri, küçük ölçekli sağlık tesisleri (ana çocuk sağlığı, dispanser, sağlık ocağı, rehabilitasyon merkezleri, güçsüzler evi, sığınma evleri, yetiştirme yurdu…vb.) yer alabilir.
Bu alanlarda Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve Kamu Kurum ve Kuruluşları ile özel mülk sahipleri de kendi mülkiyetlerindeki taşınmazlarda planda verilen bu işlevi kullanabilir.
Bu alanlarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve kamu kurum kuruluşlar ile üniversitelerce günübirlik amaçlar için kullanılmak, konaklama tesisleri yer almamak koşulu ile misafirhane-sosyal tesis-dinlenme tesisi yapılabilir.diyor.
Sosyal ve kültürel tesis tanımlaması son derece esnek bir kavram. Aşevi, kreş, eğitim merkezi, kütüphane gibi kamuya açık ve herkesin istifade edebileceği merkezler olarak düzenlenebileceği gibi bir üniversite, vakıf ya da belediye mensuplarının yararlanabileceği biçimde de tasarlanabilir.

-    Bu alan üzerinde parsel sahibi olan kişiler “sosyal tesis (dinlenme tesisleri) ” kurabiliyor.

-    Planda elbette sosyal donatı alanları olacak ama bu alanların saptanması hangi ilkelerle yapılıyor ?

-    Sosyal donatı alanlarının yeşil alanların yok edilmesi pahasına yapılması kabul edilemez.

-    Roma Bahçesi girişine yapılacak sosyal tesis ile alanın geri kalan kısmı bu sosyal tesisin bahçesi haline getiriliyor.


3- Akarsu Caddesinden başlayarak Sıra Selviler ve Defterdar Yokuşu’nun bir kısmı kapsayarak Çukurcuma’ya doğru devam eden alan Konut + Ticaret alanı olarak ilan edilmiştir.
Söz konusu planda Plan İlkeleri tanımlanırken konut alanlarıyla ilgili olarak şu ilkeler benimsenmiş:
“Ticaret alanlarının Beyoğlu Kentsel Sit Alanının korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını zedeler ve konut alanlarını tehdit eder duruma genişlemesinin ortadan kaldırılması.”
“Lineer ticaret gelişimin sınırlandırılması, geleneksel mahalle - semt ticaret merkezlerinin özgün yapısına uygun biçimde oluşturulması.”
Planda ; “Cihangir, Pürtelaş, Kılıçalipaşa mahalleleri ve çevresinde toplanmış nitelikli konut alanları planda aynen korunmuştur. Bölgeye ihtiyaç olacak donatı alanlarının bir kısmı kayıp olan anıt eserlerin ihyaları ile karşılanmaya çalışılmıştır. Bölge genelinde bulunan önemli ana arterlere cephe veren parsellerde K+T (zemin kat ticaret, üst kat konut) lejandı ile konut fonksiyonunun yanında ticaret fonksiyonu da getirilmiştir”
Planda; Konut+Ticaret alanlarında; konut, perakende ticaret, hizmet, mağaza, büro, iş yeri, yeme-içme faaliyetlerine dönük çayevi, lokanta, kafeterya gibi hizmet birimleri, resmi kurumlar, banka ve finans kurumları, kitapevi, dernek, sosyal ve kültürel tesisler yer alabileceği öngörülmüştür. ( zemin ticaret üst katlar konut)
Konut+Ticaret alanları dışında; konut alanlarındaki yapıların yalnızca zemin katlarında, umuma açık istirahat, eğlence yeri, cafe, cafetarya, lokanta, çay ocağı içermeyen, bölge günlük perakende ticaret ihtiyaçlarının temini için ticari birim talepleri İlçe Belediyesi’nce değerlendirileceği hükmü getirilmiştir.
-     Konut alanı olarak tanımlı bölgelerde bina zemin katında bulunan dükkanların cafe, cafeterya, eğlence yeri vs vs amacıyla kullanılamayacağı ; semtin gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik işlevle dükkanların kullanılabileceğini ama bunun da yine belediyenin izni dahilinde olanaklı olduğu sonucu mu çıkartmalıyız ?

-     Bu ilke konut alanlarının korunması açısından yerinde bir düzenleme gibi görünüyor . Tapuda dükkan olarak kayıtlı bir yer zaten sadece ticaret fonkisiyonuyla işlevlendirelecek ama fonksiyonun niteliği yani bakkal mı kitapçı mı vs olacağı semtin ihtiyaçları  - belirli fonksiyonlara sınırlama getirilmesi- gözetilerek mi belirlenecek. Bunu belediye mi yapacak ? Bu durumda Cihangirin K+T olmayan sokaklarındaki kafeler, lokantalar, dans okullarının kapatılacak mı ?

-     Akarsu ve Cihangir Caddeleri arasındaki fark nedir ki biri konut alanı diğeri K+T olarak  belirlenmiş. Cihangir Caddesinin yarısını kaplayan otopark iş yeri değil mi ? Akarsu Yokuşu Caddesi sadece cadde olan kısmı değerledirilerek mi bu karar alındı ? Bir caddedeki konut işyeri oranına bakılarak mı karar veriliyor ? Akarsu Yokuşu Caddesi uzun bir cadde ve merdivenli kısmı bu değerlendirme yapılırken hesaba katıldı mı ? Akarsu Yokuşu caddesinine eski lejantı ne idi ? Konut mu ? Konut ise niye otel ve işyeri açılmasına izin verildi ?

4- Bazı adaların iç kısmı park alanı olarak tanımlanmış:
-    Akarsu Caddesi- Anahtar Sokak- Kasatura Sokak ve Defterdar Yokuşu’nun çevrelediği ada .

-    Akarsu Caddesi- Anahtar Sokak-Tüfekçi Salih ve Coşkun Sokağın çevrelediği adanın orta kısmı.

-    Soğancı Sokak- Oba Sokak- Havyar Sokak ve Güneşli Sokağın çevrelediği ada.
Planda “Park ve Dinlenme Alanları” ile ilgili tanım oldukça geniş kapsamlıdır.

1- Kamulaştırma/istimlak konularının açıklığa kavuşturulması gerekir.

2-Konut alanında ada iç kısımlarının kamuya açılmasının beraberinde getireceği gürültü, güvenlik vs konuların düşünülmesi gerekir.

5- Sıra Selviler Caddesi üzerinde yer alan İş Bankası yanındaki açık otopark girişi Soğancı Sokak’ta bulunan kapalı otoparkla birleştirilerek  katlı bir otopark yapılıyor (6.50 yüksekliğinde)

Söz konusu planda :
“Dokuyu olumsuz yönde etkileyen yapılanmalara getirilecek kısıtlamalar ile yapı yoğunluğunun azaltılması suretiyle görsel yaşam standartlarının yükseltilmesi ve görsel değerler bütünlüğünün sağlanması” gerekir diyor.
-     Katlı otoparklar ne kent estetiğine uygun ne de koruma planı ilkelerine .

-     Üstelik komşu parsellerdeki yapılar açısından havasızlık, hava kirliliği gibi bir çok soruna neden olacaktır.

-     Mevcut yoğunluğu birkaç kat artacak otopark ile araç giriş-çıkışının beraberinde getireceği trafik sorunu daha da büyüyecektir. Bu tür kararlar verilirken aynı aks üzerinde 3 hastane olduğunun unutulmaması gerekir.

6- Genel olarak yükseklikler artırılmış ama plana bakınca söz konusu binaların komşuluğunda yer alan bina yükseklikleriyle aynı seviyeye geliyor. Bu uygulamanın sonuçları hem kent silüetine yapacağı etki hem de manzarası etkilecenek ve ekonomik değer kaybı yaşayacak binalar açısından ele alınabilir.
7- Sıra Selviler Caddesi üzerinde yer alan Garanti Bankası binasının yanındaki çıkmaz sokak ( Bakraç Sokağın devamı ) planda araç trafiğine açılıyor görünüyor.
Bu uygulama istimlak/kamulaştırma meselesi ne oldu ?  Ancak o sokaktaki işletmecilerle yaptığımız konuşmada belediyenin sokağı trafiğe değil yaya kullanımına açtığını  bu nedenle mevcut ahşap döşemeleri kaldırtıp yerine ortada yaya geçişine ayrılmış bir yeni düzenleme yapıldığını  öğrendik. – belediyenin bilgisi dahilinde ya da belediyece  çalışma halen devam ediyor -.
8- Taksim İlk Yardım hastanesi ile ilgili Avan Proje nedir ?
9- Yayalaştırmalar;
Cihangir Caddesinin yayalaştırılmasının tartışılması gerekiyor. Planda hata yaptıkları çok açık. Otopark giriş-çıkışının düzenlenmesi ile caddenin bir kısmı trafiğe açılmak zorunda görünüyor. Nasıl bir revizyon yapılacak ? Cihangir caddesi ve ona açılan ara sokakların yayalaştırılması hakkında semt sakinleri ve oradaki işletmeler neler düşünüyor ?

30 Ocak 2011 Pazar

Kentsel Dönüşüm ve Değişimi Kapital'le Anlamak

"... Tedirginiz, müdahil olamadığımız karar süreçlerinin sonuçlarına katlanmak istemiyoruz...."

27 Ocak 2011 Perşembe

YÖNETMELİK MADDELERİ İHLAL EDİLDİ KATILIM HAKKIMIZ ENGELLENDİ

KORUMA PLANLARIYLA İLGİLİ YÖNETMELİĞİN 6. MADDESİNİN f FIKRASI ŞÖYLE DİYOR:

   f) Plan hazırlama süreci içerisinde idarelerce plan yapılacak alanda ilgili meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin ilgili bölümleri, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren işyeri sahipleri ve etkilenen hemşerilerin katılımı ile plan kararlarının oluşturulmasından önce sorunlar, olanaklar, vizyon, hedefler, araçlar, stratejilerin oluşturulması üzerine ve taslak planın oluşturulmasından sonra taslak planın görüşülerek koruma bölge kuruluna sunulacak son şeklini alması için asgari iki toplantı düzenlenir.


 Bu toplantıların halka duyurusu idarece köyler ve belde belediyelerinde mahalli anonslar ve ilan panoları ile, büyükşehir olmayan belediyelerde mahalli anonslar, ilan panoları ve yerel yazılı yayın kuruluşları aracılığıyla, büyükşehir belediyelerinde ise koruma alanında mahalli anonslar, ilan panoları, yerel yazılı ve görsel medya kuruluşları aracılığıyla yapılır. Ayrıca bu toplantılar ilgili meslek odalarına, üniversitelerin ilgili bölümlerine ve sivil toplum kuruluşlarına idarece toplantılardan onbeş gün önce toplantılara ait dokümanlar ve gündem yazılı olarak da bildirilir. Bu toplantılarda dile getirilen görüşler toplantıya katılan ilgili kurum, kuruluş ve kişilerce ayrıca yazılı olarak idarelere sunulur. Bu görüşlerin belirtildiği tutanaklar koruma bölge kuruluna sunulmak üzere koruma bölge kurulu müdürlüğüne iletilir. Müdürlük bu tutanakları arşivleyip, saklamakla sorumludur.

BU PLAN HAZIRLANIRKEN SEMT SAKİNLERİ TOPLANTILARA ÇAĞIRILMADI . KATILIM HAKKIMIZ ENGELLENDİ.

Galata Porta İhtiyaç Varmış !

26 Ocak 2011 Çarşamba

Beyoğlu'nun yeni İmar Planı'nından semt sakinleri hiç memnun değil.

Fikirtepe: Zenginle Yoksulun Mülkü Aynı Değerde Değil

"... elverişli bir konutta, sağlıklı bir çevrede, temiz suya erişimin ücretsiz olduğu, işe ulaşmak için yolda geçen vaktin hem az hem de çalışma saatine dahil olduğu , kent arazilerinin yeşil alanlara ve sosyal donatı alanlarına ayrıldığı bir kent talebi kent bağlamında sosyal bir siyaset iddiasının alt sınırıdır."

Beyoğlu'nun gelecek planı hazır


25 Ocak 2011 Salı

Başkan'ın Taksim projesi

Biz bu plana Hayır diyoruz.

"Kent Hakkı" en temel insan haklarından biridir ancak bu hak bireysel değil kollektif bir haktır. Bu hakkın kullanımı kentlilerin kent yönetimine katılmaları ile mümkün olur. Plana konu olan bölgede yaşayanları dışlayarak hazırlanan Beyoğlu koruma amaçlı uygulama planına en başta plan hazırlık aşamasında bölge yaşayanlarının bu sürece katılımlarının sağlanması şartını yerine getirmediği için karşı çıkıyor ve HAYIR diyoruz.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Beyoğlu Koruma(MA) Planı

CİHANGİR BÖLGESİ İÇİN SAPTAMALAR

1. Roma Bahçesinin bulunduğu Arkeolojik Sit Alanı, 2 Numaralı Anıtlar Kurulu kararı ile koruma altına alınmış olmasına karşın karar hiçe sayılarak Yenileme Alanları kapsamına alınıyor ve
1.1. Defterdar Camii’nin önündeki alana Belediye Sosyal Tesisi, 1.2. Tüfekçi Salih Sokağını Sanatkarlar Caddesine bağlayan Merdivenli yol ve yanındaki yeşil alana Belediye Sosyal Tesisi, 1.3. Roma Bahçesinin giriş kapısında bulunan Çocuk Parkının olduğu alana Belediye Sosyal Tesisi olmak
üzere 3 ayrı bina öngörülüyor.
2. Tophane-i Amire Binasının hemen arkasında halihazırda otopark olan alanı da içine alacak ve silueti bozacak şekilde H.9.50 yüksekliğinde (61 Ada 1-2-3-20-21 parsellere) yapı öngörülüyor.
3.Roma Bahçesi giriş kapısı karşısındaki tarihi ahşap binaya bitişik 9.50 yüksekliğinde, tek katlı müstakil bina önüne h.9.50 ve Akarsu yokuşunda bulunan alçak katlı tüm yapılar yerine 9.50 yükseklik izni verilmiş yapılar öngörülüyor. Bu kararla bu sıradaki binaların görüşünün kapanmasının ötesinde silueti tamamen değiştirecek bir müdahalede bulunuluyor.
4. Salı Pazarı Bayırı üzerinde hali hazırda olmayan 6 adet 12.50 yüksekliğinde bina yapımı öngörülüyor.
5. Susam Sokağı ile Kumrulu Yokuşun kesiştiği yerde bulunan boş alana Belediye Sosyal Tesisi öngörülüyor.
6. Daha önce mahkeme kararı ile “yeşil alan” olarak tescillenmiş bulunan eski Ege Bahçesi’nin olduğu alanın bir bölümü yapılanmaya açılıyor. Ege bahçesi anılarda kalıyor.
7. Sıraselviler Caddesi Garanti Bankası yanındaki çıkmaz sokak, Adile Naşit Sokağı ile birleştirilerek araç trafiğine açılıyor.
8. Cihangir Caddesi ve yan yollar yayalaştırılıyor. Otoparka giriş imkanı kalmıyor.
9. Cihangir Taksinin olduğu alanda 15.50 yapılanma öngörülüyor.Taksi durağı kaldırılıyor.
10. CGD tarafından Dava açılarak satışı iptal edilen Savoy Balık’ın önündeki eski park alanı 3 misli büyütülerek yeşil alan ilan ediliyor.
11. Yeşil alan ilan edilen alanın arkasında kalan ve halen otopark olarak kullanılan alan Soğancı sokaktan girişi bulunan kapalı otopark alanı ile birleştirilerek yan binalara neredeyse bitişik nizam olmak üzere H.6.50 kotunda büyük bir katlı otoparka dönüştürülüyor.
12. Maksim Gazinosunun bulunduğu alan ve arkasındaki tüm adaya Sıraselviler Caddesinden 26 mt yüksekliğinde Belediyesinden onaylanacak avan projesine gore buyuk bir inşaat öngörülüyor.
13. Cihangir Camii altında kalan arsaya ahşap bina yakılarak yapılan ve davası devam eden apartman projesinin yanına, sarnıcın üzerinden geçen bir yol öngörülüp, yolun bitimine de yeni bir apartman konumlandırılıyor.
14. Etap Marmara Otelini de içine alan adaya Kuruldan onaylanacak projeye göre yapılanma öngörülüyor.
15. Galatasaray Lisesinin arka bahçe duvarının olduğu tarihi taş duvar yıkılarak, silueti de olumsuz etkileyecek şekilde H.12.50 yüksekliğinde otopark yapımı öngörülüyor.
16. Doğan Apartmanının yanındaki boş alana yapılanma öngörülüyor.
17. Domabahçe Sarayı ile Camii arasındaki alana “Ihya” yontemi ile yapılanma öngörülüyor.
18. Taksim’deki tarihi “Su Maksemi” arkasına Camii yapılması öngörülüyor.

Tüm bu tespitlerin dışında planlarda semt yaşamını olumsuz etkileyecek en önemli sorunlar olarak;
A. Firuzağa Camiinden bir tarafta Akarsu Caddesi, diğer tarafta tüm Çukurcumayı içine alacak şekilde Galatasaray’a kadar ve Tophane Caddesi’nin bulunduğu alanlar “Konut” bolgesinden “Ticaret ve Turizm” alanına dönüştürülüyor. Bu karar öncelikli olarak bu bölgelerdeki zamanla çevresindeki konut alanlarının tamamen yokolmasına dolayısı ile semt yaşamının kaybolmasına neden olacaktır.
B. Emek Sinemasını da içine alan Tarlabaşından Istiklal caddesine uzanan büyük bir bölge “Yenileme Alanı” ilan edilerek Sulukule’de yaşanan, Fener Balat’ta ve Tarlabaşında yaşanmak üzere olan, sosyal, kültürel ve kentsel büyük sorunları beraberinde getiriyor. Benzer şekilde sınırları nasıl tespit edildiği anlaşılmayan “Gül Baba Hazresini de içine alan bir bölge” ile “Galataport” projesi birleştirilmesi endişesi yaratan “Tophane-i Amire binasını da içine alan” 2 bölge yenileme alanı kanuna tabii tutuluyor.
C. Kabataş iskelesinin olduğu alanda denizde dolgu yapılarak, boğaz dokusu bozularak büyük bir transfer merkezi öngörülüyor.

GALATA BÖLGESİ plan taslağı üzer

Elimizdeki 1/1000 plan taslağından incelediğimiz paftalar (Galata Bölgesi):
İstanbul-F21-c-25-a-3-b
İstanbul-F21-c-25-a-3-c
İstanbul-F21-c-25-b-4-a
İstanbul-F21-c-25-b-4-d
İstanbul-F21-c-25-c-1-a
İstanbul-F21-c-25-d-2-b

Yaptığımız incelemede yüksekliklerle ilgili 1-2 örnek dışında ciddi bir çalışma henüz yapamadık.

1. Plan kapsamında işlevi “konut+ticaret” olarak tanımlanmış yerlerde ticaretin tanımının ve sınırlarının belirlenmesi gerekir. Bu tanım ve sınırlamaların planda vurgulanmaması bölgedeki konutlarda yaşayanlar hane halkı için ciddi zorluklara neden olabilir. Ya da bölgede ticari yatırım yapacak kişilerin komşularıyla aralarında çeşitli gerginlikler yaşaması sonucunu yaratır.
2. Kılıçali Paşa Hamamı önünün yeşil olarak tanımlanması son derece olumludur.
3. Tophane’de halen benzin istasyonu olarak kullanılan yerin itfaiye alanı olarak belirtilmesi son derece olumludur, yaşamsal gerekliliktir. Ancak bu parsel üzerine 4 kat yapılaşma verilmesi gereksizdir. Burada çok büyük bir itfaiye tesisi zaten kurulamaz. İtfaiye ihtiyaçları için 2 kat da yeterli olur. Bu genişlikteki alanlarda 1 ya da 2 katlı itfaiye binalarıyla ilgili dünyadan sayısız başarılı örnekler toplayabiliriz. Bir yaşamsal gereksinimi gerekçe olarak göstererek, gerekmeyen yoğunluk artışı istemek uygun değildir.
4. Faysal Finans+Şekerbank yapı adası içinde mülkiyeti bir bankaya ait olan ve üzerinde sur kalıntıları olan bir parsel yapılaşmaya açılmıştır.
5. Ali Hoca Camisi yanında daha önce yanan ahşap binanın yerine daha yüksek bir yapı yapılması olanaklı kılınmıştır. Burada yanan bina kadar bir yapı yapılmasını olanaklı kılacak bir düzenleme yapılmalıdır.
6. Ali Hoca sokakta İETT lojmanı altındaki trafo harita ve planlara işlenmemiştir.
7. Eski ABD konsolosluğu karşısındaki trafo harita ve planlara işlenmemiştir.
8. Arap camii arkasındaki trafo harita ve planlara işlenmemiştir.
9. Kırım Kilisesi yanındaki arkeolojik alanda kaçak olarak yapılan bina planda yine kaçak olarak kalmıştır. Plandaki tercih doğrudur. Ancak belediyenin son dönemde göz yumarak yapılmasına engel olmadığı bu binanın yıkılmasını sağlayarak planın daha yürürlüğe girmeden delinmesine izin verilmemesi etik ve yasal bir zorunluluktur.
10. Plan kapsamında bir çok kamu mülkü sosyal kültürel tesis diye belirtilmiştir. Bu tesislerin bir çoğunun işletmeye verilecek gazino, restoran vb. yerler olacağı sezilmektedir. Bölge bu tür işyerlerine fazlasıyla doymuştur. Eğer kastedilen konser, tiyatro salonu, çeşitli eğitim, kurs çalışmaları yapılacak yerlerse bu daha açık olarak belirtilmeli, bölge halkının hangi sosyal kültürel ihtiyaçlarının karşılanacağı plan notlarında yer almalıdır.
11. Tophane Parkı içinde bir sosyal kültürel tesis binası öngörülmüştür. Burası halen yeşil alan olarak kullanılmaktadır. Burada yeşilin azaltılarak yoğunluk artıracak bir binaya yol vermek son derece olumsuzdur.
12. GS lisesi arkası 12,50 yükseklikte KOP tarihi bir duvarı ve peysajı perdeleyecek hatta yok edecektir.
13. Çapanoğlu sokaktaki Belediye Hizmet alanında ne hizmeti verileceği bilinmemektedir. Bu parselde yıllardır yüksek levhalarla çevrilmiş eski bir konak ve yeşil alan vardır.
14. Narmanlı Yurduna 18,50 yükseklik verilmesi, tarihi bir yapının aslının bozulmasının yanı sıra yoğunluk artıracağı için olumsuzdur.
15. Kasımpaşa Stadı üstünde halen yeşil bir park olan yere sosyal kültürel tesis yapımı öngörülmüştür.
16. Yanıkkapı’daki su haznesi sosyal kültürel tesis binasına çevrilmiş.
17. Doğan apt yanındaki eski tenis kortu h=15,50 binaya çevrilmiş.
18. Eski Yahudi lisesi (Haliç Üniv.) özel eğitim tesisine dönmüş.
19. Kasımpaşa Lisesi ve Tevfik Sağlam yenileme alanı kapsamına alınmış. Bölge okulsuzlaştırılmaktadır.
20. Kanser Derneği’nin bulunduğu yerin Florance Nightingale Üniv’e verilmesi konusu.

AYASPAŞA keşif ve gözlem notları

1- F21-c-25-b-3-a paftası Tarık Zafer Tunaya sokak , Hacı İzzet Paşa yokuşu güzergahında yokuşun mevcut hali merdivenli ve başlangıç-son kot farkı fazla,araç trafiğine elverişli değil.Buna karşın paftadaki gösterilim yol bağlantısı şeklinde.Açıklama istenmeli,merdivenli sokaklar korunmalı.
2-Aynı pafta Karun Çıkmazı Denizhan/T.S.K Bankası ek binaları arasından geçip mevcut Denizcilik İşletmeleri tarafından kullanılan,yarı terk edilmiş görünümlü bina önünde son bulan sokak paftada açılmış yol olarak görünüyor.Akbank’ın köşesinde yer aldığı Meclis-i Mebusan yokuşuna bağlanıyor.İstimlak/Kamulaştırma/İmar Hakkı Devri konularının açıkca belirtilmesi istenmeli.
3-Çelebi Hamam sokak tarafında yine bu gösterilmiş olan yolun mevcut sokağa bağlanması için hem Çelebi Mutfak Şirketi’nin içinde bulunduğu bina eklentisinin,hem de Norveç Konsolosluğu’nun yer aldığı binanın kesilerek açılması gerekiyor.Yıkılacak D.İ tarafından kullanılan binanın yerine,yolun iki yanına H:12,50 yeni bina yapılacağı,yoğunluk artışı olacağı anlaşılıyor.İtiraz konusu olabilir.
4-Aynı pafta “Can Feda Çıkmazı” mahallinde kapalı depo ve açık otopark alanı mevcut.Çelebi Mutfak arkası bu alana açılıyor.Buraya H:12,50 yeni yapı çizimi yerleştirilmiş.Mevcut iki yapı arası sokak geçişine yeterli değil.Yıkıp yenileme mi ?Yoksa tadilat mı?Kayıtlı değil.Yapı yoğunluğu artışı oluyor mu?İncelenmeli.
5-Çeşme yanı Merdiven Çıkmazı üst sıra yapılara yeni imar durumu verilecek ise Cennet Bahçesi altı istinat duvarı sistemine müdahale edilecek mi?İncelenmeli.
6-Ömer Avni Camisi arkasından geçen ve funiküler tüneline kadar ilerleyen gösterilim ne ifade ediyor?İncelenmeli.
7-F21-c-25-b-2-d paftasında Asker Hastanesi arkası ile A.K bahçesi arasından geçip üst yanı otomatik bariyer,alt ucu alçak barikat ile kapatılmış yol , bina kullanımı değişince ortadan kalkacak mı?Alanın kültürel tesis amaçlı birleşim halinde ne duruma geleceği konusunda açıklama istenmeli
8-Fındıklı-Kabataş kıyısını gösteren paftada kıyı çizgisi şeklinde gösterilen kesikli çizgi izlediği hat bakımından mevcut durumu kıyının fiziksel ve doğal hattından farklıdır.Her ikisine de uyum göstermeyen bir nitelik taşımaktadır.Referans noktası olarak kullanılma özelliği olduğu için(ölçüm amaçlı)kurala uygun hale getirilme konusu görüşülmeli.Kıyı kenar çizgisi dışında yeşil alan olamaz.
9-Namık Kemal İlköğretim Okulu gösteriliminde H 5 KAT NOTU işlenmiş.Mevcut bina da eski eser olarak tescil edilmiş değil.Şu anda yapılan güçlendirme ve onarım işi dış cephe ısı izolasyonu işlemini de içermektedir.Bir yandan yapının şimdiki hali ile yerinde kalacağını; ,diğer yandan onarım gördüğü için eski eser olmaktan çıktığı sonucunun doğabileceğini göz önünde tutmak iyi olur.Halbuki milli saraylara lojman olarak yapılmış bina olduğundan ötürü tarihi eser olarak tescili istenmeli.
10-Lejand’a konutlar belirtilsin diye bir sembol ve renk konmamış.Renkli çalışmada hali hazırda açık renk(muhtemelen pembe- yavru ağızı renkli)boyanmış olan yerlerin konut olduğu görülüyor.Bu renk kodu da zikredilmiş değil.Aynı durum tarihi yapılar için hem tarama hem de kahverengi olarak mevcut.Bu durum Lejand’da yer almıyor.