20 Şubat 2011 Pazar

BEYOĞLU BELEDİYESİ'ne ÇAĞRI

BEYOĞLU BELEDİYESİ BAŞKANLIĞI

Bir konut alanı olan Cihangir hızlı bir dönüşüm geçirmektedir. Sayıları her geçen gün artan kafe ve restoranlar semti bir eğlence merkezi haline getirirken, konutların yerini iş yerleri, apart oteller almakta ve semt süratle ticari bir merkeze dönüşmektedir.

Mahalledeki neredeyse bütün dükkanların kafe ya da restoran haline gelmesi kamusal alanların işgal edilmesine neden olmakta ve  ayrıca semt sakinlerinin yaşamını dayanılmaz kılan gürültü sorununu da beraberinde getirmektedir.

1- Cihangir bir eğlence ve ticaret merkezi değil bir konut alanıdır; öyle kalması için de belediyeyi gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.

2- Kaldırımlar işletmelerin özel mülkleri olmadığı gibi belediyenin rant kapısı da değildir. Kaldırımlar kamusal alanlardır: Yolun yayalara, çocuk arabası ve engelli araçlarına ayrılmış kısmıdır. İşgaliyeler bu hakkın kullanılmasına engel olmayacak şekilde düzenlenmelidir. Belediye sonuçlarını denetleyemeyeceği uygulamalara izin vermemelidir.

3- İşgaliyelerin saati belediyenin Cihangir’in konut alanı olmasına dayanarak tespit ettiği gibi saat gece 12 00 itibariyle sona ermelidir.

Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı anayasayla güvence altına alınmış bir haktır. Bu hakkımız uzun bir süredir ihlal edilmektedir. Belediyeyi bu ihlallere son vermesi için göreve çağrıyoruz.

19 Şubat 2011 Cumartesi

BEYOĞLU PLANI

Beyoğlu'nda Plan

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan yurttaşların Beyoğlu ile ilgili imar düzenlemeleri bağlamında devlet yönetimine katılmayı, idarenin işlem ve eylemlerini denetlemek için önemli bir olanak doğmuştur..."Bize neden sormuyorsunuz?" kötü bir başlangıç olmaz.
Can Atalay
İstanbul - BİA Haber Merkezi
19 Şubat 2011, Cumartesi

Beyoğlu 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı yürürlüğe girdi.

Beyoğlu Uygulama İmar Planının askıya çıktığı an itibari ile ise Beyoğlu'nda yaşayan yurttaşlar hareketlendi, toplantılar yaptı, eylemler yaptı, itirazlarını yerel yöneticilere göstermeye başladı, daha da önemlisi salt kendi meseleleri ile değil diğerlerinin meseleleri ile, meselenin bütünü ile ilgilenmeye başladılar.

En azından şu an itibari Beyoğlu'daki derneklerin, inisiyatiflerin, işleri, işsizlikleri, meslekleri ne olursa olsun yurttaşların "gemisini kurtaranın kaptan" olamayacağını çünkü muhatap oldukları kent siyaseti bağlamında "aynı gemide" olduklarını fark ettiklerini ummayı sürdürmenin önünde bir engel yok ...

Ötesi, yoksulun, emeği ile geçinenin derdini de dert edecek bir orta sınıf hareketliliğinin toplumsal formasyonda bir yansı bulmasını dahi dileyebiliriz ... Ne derler, umut fakirin ekmeğidir ve biz uzun bir süredir bu bahiste hiç de zengin sayılmayız.

Geçtiğimiz ay Beyoğlu'nda önemli oranda yurttaş imar planlarını mesele etti, paftaları masanın üzerine serdi baktı, anlamaya çalıştı, anladığını not etti, elinde paftalar sokaklara çıktı, tam olarak ne olduğunu anlamaya çalıştı, anladı, anladığını komşusuna anlattı, komşusu olmayanla ancak kamu idaresinin aynı idari işlemi nedeni ile hak kaybı yaşayanla buluşması gerektiğini, gördü, buluştu ve daha da buluşmalı, beraber sokağa çıkmalı, duymayan kulaklara sesini duyurmanın usullerini bulmalı/anımsamalı ....

Çünkü Beyoğlu'nda "planlanan" en alttakilerin hak kaybı yaşamasına gösterilen yetersiz tepkiden cesaret alanların artık kamusal mekânları/arazileri keyfe (kuşkusuz kapitalizmin, onun özel bir görünümünün gereksinimlerine) göre "tanzim" edilmesidir.

Ne olduğunu, nelerin olacağını anlatabilmek için örneklerin açıklayıcılığından yararlanayım:

İlki Tarlabaşı'dır. Nasreddin Hoca'nın dediği gibi -kentsel siyaset/kent iktisadı- açısından "Dünya'nın merkezidir" desem başımın ağrımayacağı örnektir.

Nedir Tarlabaşı?

Kolluk (en basit tanımı ile) idarenin kamu düzenini korumak ve sağlamak için giriştiği tüm faaliyetlere verilen addır.

Devlet, kent arazilerini ve kentsel olanakları tüm yurttaşlarının ortak yararı için kolaylaştırmak, kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak, belki de (!) sermayenin gereksinim duyduğu üretimin aksamaması için planlar, yani özel mülkiyeti sınırlar.

Planlama, isteyenin istediği yere istediğini yapamamasıdır aslında.

Tarlabaşı'nda (ve Sulukule'de, Fener-Balat'ta, Emek Sineması'nda, Perşembe Pazarı'nda, Kartal'da) ise planlama yoktur. Plan yalnızca nerden çıktığı anlaşılamayan bir şirketin hangi hakla olduğu bilinmeden kimi mimarlara hazırlattığı avan projelerin "plan hükmü" kazandırılmak için vardır, o kadar...

Şu an yürürlükteki 1/5.000 ve 1/1.000 Ölçekli Beyoğlu Planlarında Tarlabaşı ve diğer sözünü ettiğim alanlar ile ilgili yalnızca "avan projeye göre uygulama yapılacaktır" denilmektedir. O avan projenin yanındaki sokakla nasıl bir ilişkisi olacağı, kentin merkezinde trafik sorunun nasıl çözüleceği ya "planlama" kavramının gerektirdiği bir dizi başka analiz, sentez, değerlendirme ve daha da önemlisi çözüm ise önemsizleştirilmeye çalışılmaktadır.

Yaratılan bu "planlama dışı alan"da tescilli binalar dahi yıkılmakta, kentin dokusu 1980'lerin ortasından sonra ikinci kez yırtılmakta, yıkılanların yerine yapılacak yeni binaların hem mimari tarzları hem de yükseklikleri ile birer parçası olduğumuz kenti (en önemli parçalarından biri olan Beyoğlu'nu) tümü ile başka bir hale getirilmektedir.

"Sosyal" gerekçeleri önemsemeyen zevatın dahi salt "estetik" gerekçelerle yapılmak istenene karşı çıkması gerekir. İnanmayan ne yapılmak istendiğine bir göz atsın....

Tarlabaşı Kentsel Dönüşümünün "sosyal yanı" ise çok daha önemlidir: Yıllarca verdiği emek karşılığı başını sokacak bir eve "sahip" olanlar, ana babadan kalan eve sığınanlar, ana babadan kalanın üzerine borçlanarak ev alanlar, ne kadar gayrı menkul alırsa alsın bir türlü muteber vatandaş sayılmayan, karar verme hakkına sahip olamayan "mülk sahipleri" vs. vs. vs...

Tarlabaşı'nda devlet, büyük şirketler adına yurttaşları ile "pazarlık" yapmıştır, yapmaktadır.
Zor kullanma tekelinin kurumsallaşmış halinin "pazarlık" eden taraflardan birisinin yanında durduğunu ve üstelik öne engel olarak çıkabilecek tüm mevzuatın da değiştirildiğini anımsayın gerisini siz düşünün. Yoksulun mülkiyeti mülkiyet değildir, "mülkü" hakkında karar vermeye hakkı yoktur....

( http://www.tarlabasiyenileniyor.com/yenileme/default.aspx?SectionId=1430 )

Kiracılar ya da barınanların gündeme gelmesi ise hiçbir biçimde kabul edilmemektedir.
Kıssadan hisse, "plan" yapanların bütünlüklü bir bakışı ve uzun erimli bir yaklaşımı var. Ya sizin?

İkinci örnek, Emek Sineması'dır.

İstanbul'un en önemli sinemalarından, kültür mekânlarından biridir. Salt mimari açıdan da değil kent dokusu açısından da önemli bir mekân, kentin en önemli merkezlerinden birine ruhunu veren bir yapıdır.
Konumuz açısından ise altını çizmek istediğim, Emek Sineması'nın sahibinin kamu olmasıdır.
Emek Sineması bizimdir.

1957 yılı itibari ile TC Emekli Sandığı'nın "mülk"ü olmuştur;  bugün ise, tüm sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması sonucunda Emek Sineması'nın sahibi Sosyal Güvenlik Kurumu'dur.
Anayasanın 166'ıncı maddesi uyarınca "ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı" gerçekleştirmekle yükümlü olan devletin kamusal olanakları özel yararlara (üstelik kelimenin gerçek anlamı ile yıkıcı ve ayrıcalıklı bir biçimde) özgülenmektedir.

Keyfi biçimde yakınlara verilen, bununla da yetinilmeyip kârlarını maksimize edebilmeleri için yıkıp yeniden yapmalarına (/!)  olanak verilen bir kamu malıdır, söz konusu olan.

Kıssadan hisse, "planlayanlar" kamu mallarını şıp diye özelleştirebilmektedir. Yeşil alanların üzerine yapılması düşünülen "kamusal binaların" birkaç yıl sonra ne olacağını kim bilebilir?

Üçüncü Örnek: Kamu Okulları, Kamu Hastaneleri Nereye Gidiyor

Bugün İstanbul'un dört bir yanında kamu okulları arazileri için satılmakta, kamu hastaneleri kent merkezinden sürülmekte ötesi yeni yapılan planlardaki eğitim ve sağlık tesisleri için özgülenen alanların başına hep "özel" ibaresi eklenmektedir.

Taksim Atatürk Lisesi, Maçka Endüstri Meslek Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi için yapılan hazırlıkların Taksim İlk Yardım, Kasımpaşa Lisesi, Tevfik Sağlam Lisesi ve kimi üniversite binaları için de yapılması göz ardı edilebilir mi?

Kıssadan hisse: kamusal sağlık hizmetine, kamusal eğitim hizmetine sahip çıkmayan kentliler -başka hiçbir şeye gerek kalmaksızın- kent merkezlerinden "taşınacaklardır". Çocuklarınızı özel okula göndermenin, özel hastanelere mecbur olmanı nerede ise bir zorunluluk olmasına dayanıklı olan kalır gerisi taşınır....

Dördüncü Örnek: Bir Hukuksuzluk Anıtı Olarak AKM

Atatürk Kültür Merkezi kentin merkezinde çok salonlu bir kültür merkezidir.
Kentin bu kadar merkezinde bulunan bir kültür merkezinin, sadece bir kültür sanat merkezi olarak kalması ise kimileri açısından kabul edilemezdir.

Bu yaklaşım projelendirilir, ancak AKM'de çalışan emekçilerin sendikasının açtığı dava sonucunda verilen mahkeme kararı ile "batıl" olur.

Olağan koşullarda, basit bir onarım ile o artistik "Kültür Başkenti" olunan yılda kullanılır hale getirilebilir. Kültür Başkenti İstanbul'un merkezinde bir kültür yapısı vardır; ancak uzun erimli hesaplar, taviz vermiş oluruz zehabı nedeni ile bilerek hizmete açılmamıştır.
Kıssadan hisse: "planı" yapanlar inatçıdır. Siz hakkınız için ne kadar direneceksiniz?

Beşinci Örnek: Bedrettin Mahallesi

Biliyorsunuz Metro artık Şişhane'ye kadar ulaştı. Metrodan Şişhane durağında indiğinizde İstiklal Caddesi yönüne doğru giderseniz Tünel Geçidi'nde şarap içebilir, Babylon'da kimlik göstererek müzik eşliğinde salınabilir, Otto'nun önüne gidip damsız almadılar diye bianet'e yazı yazabilirsiniz. Kentin parlayan yıldızıdır, insanın gözünü de dişini de kamaştırır.

Aynı Şişhane durağında sola değil sağa doğru döndüğünüzde ise sizi önce sol taraftaki minibüs durakları karşılar, tüm Haliz hattına ulaşabilir, Alibeyköy'e, Yeşilpınar'a kadar gidebilirsiniz. Minibüs duraklarını geçip bir elli metre aşağı kadar yürüdüğünüzde Bedrettin Mahallesi'ne varırsınız.

Kentin merkezinde bir yoksul semtidir. Metronun iki adım ötesine ulaşması ile artık Tarlabaşı "otoyolu"nun alt tarafında kalan, karanlık, uzak, kibar hanımlar ve beyler için bilinmez ve ürkütücü bir yer değildir artık. Nedir ki artık oraya da gitmek, metrodan inip sola dönüverirsin yalnızca ...

Bu kadar kentin merkezinde, göz ve diş kamaştıran bir mahallede ise artık Sulukule'de, Tarlabaşı'nda, Fener-Balat'ta ne yapıldıysa yapılmalı, devlet olanaklarını arkasına alan birileri yurttaşlarla "pazarlık" etmeye başlamalıdır.

Yoksulun mülkiyeti ona karar verme hakkı vermez, karar verme hakkını kullanamayanın mülkiyetinden söz edilemez. Kiracının ise zaten "adı yok" ...

Kıssadan hisse: kamusal kaynaklarla sağlanan kimi alt yapı hizmetlerinden sadece yoksulların değil, orta sınıfın da yararlanması "caiz" görülmemekte, nereye bir kamusal yatırım gerçekleştirilse, ulaşım sağlansa orada bir "rant projesi" gündeme gelmektedir. Bu bir kamusallık tarifidir. Sizin bir kamusallık tarifiniz, daha da önemlisi talebiniz ve en önemlisi tasavvurunuz var mı?

Planda Neler Var

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan insanları birinci elden etkileyecek, kentle aralarındaki "hukuku" her anlamda farklılaştıracak, bir solukta sayılabilecek ve eli kalem tutanların önemseyeceği umulan kimi örnekler TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve mahalle derneklerinin verilerine göre şunlar:
Kılıç Ali Paşa Camisi'nin karşısındaki yamaçta bulunan Roma Bahçesi olarak bilinen ve "Yenileme Alanı" olarak ilanı daha önce gerçekleştirilen alan ile ilgili yapılaşma öngörüleri bu plan ile de yineleniyor.
Sanatkârlar Caddesi civarındaki yeşil alan ve çocuk parkı bulunan alanlar "belediye sosyal tesis" alanı olarak yapılaşmaya açılıyor.

Akarsu Caddesindeki emsaller arttırılıyor.

Maksim Gazinosu'nun bulunduğu alan ve arkası yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.
19. yüzyıl ortasındaki görsellerde bile varlığını göremediğim bir tarihi yapının Dolmabahçe meydanının ortasına yerleştirilmesi öngörülüyor.

Taksim Camisi memleket gündemine yeniden getiriliyor.

Kabataş'a yüksek bir yoğunluk artışı getirecek olan bir "transfer merkezi" öngörülüyor. (Transfer merkezlerini burada anlatma olanağı yok, onlar başlı başına fenomen)

Tünel yönünden İstiklal Caddesi'ne girildiğinde size göz kırpan o güzelim Narmanlı Han'ın özgünlüğü bozuluyor ve o alana çok yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.

İstanbul'un belki de en güzel apartmanın, Doğan Apartmanı'nın önü, arkası, sağı solu yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılıyor.

Galatasaray Lisesi'nin arkasındaki duvarın kaldırılması ve yüksek bir otoparkın yapılması hedefleniyor.
Karaköy İskele Alanı'nın "görsel kirlilik yaratmayacak ölçülerde"(!) doldurulması öngörülüyor.

Haliç Tersanesi'nin sonlandırılması amaçlanıyor.

Saray Sineması'nın yerine dikilen, kartonpiyerci ile anlaşılarak yapılan cephesi ve devasa kütlesi, hukuk tanımaz hali ile ünlenen yapı meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Emek Sineması'nın yıkımında ısrar sürüyor.

Tarlabaşı, Bedrettin Mahallesi, Perşembe Pazarı, Galata'nın bir bölümü, Cezayir Çıkmazı ve çevresi, Beyoğlu Belediye Başkanlığı Binası ve çevresinin hem mimari dokusu hem de insanları ile "yenilenmesi" konusundaki inat da tabi ki sürüyor.

"Her şeyde bir hayır vardır" derler.

Beyoğlu'nda yaşayan ve çalışan yurttaşların Beyoğlu ile ilgili imar düzenlemeleri bağlamında devlet yönetimine katılmayı, idarenin işlem ve eylemlerini denetlemek için önemli bir olanak doğmuştur...

"Bize neden sormuyorsunuz?" kötü bir başlangıç olmaz. (CA/EÖ)

17 Şubat 2011 Perşembe

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ BİR PLANLAMA MUCİZESİDİR !

Üçüncü Köprü Bir Planlama Mucizesidir!

Karayoluyla ulaşıma ağırlık verilmesi çıkmaz bir sokaktır. Her bir otoyol hamlesinin kenti "plansız" bir şekilde kuzeye taşıdığı açık, ormanların ise bu hamlelere dayanaksız olduğu anlaşılmışken son orman alanlarının ateşle imtihanına cesaret etmek ancak akıllı bir tasarımın mahsulü akılların özgüveni ile mümkün olabilir.
Can Atalay
Bianet 17.02.2011

İstanbul'un son kırk yıllık tarihi ile otomobillerin ulaşımının (üstelik toplu taşım için de değil) öncelikle hedeflenmesinin sorunları çözmediği, misli ile arttırdığı artık kanıtlanmış olduğu için; arabaların değil insanların ulaşımının hedeflenmediği hiçbir "çözümün" çözüm olamayacağı artık açık olmasına karşın İstanbul Boğazına ısrarla üçüncü bir köprü yapılması fikri mucizevidir.

Yapılan tüm köprülerin, otomobiller için açılan tüm tünellerin,  viyadüklerin, yoncaların, üst geçişlerin ve tüm diğer "mecralar"ın sonuç olarak bir kente, kentsel mekana bağlandığını veri almaksızın, huninin ağzı ne kadar geniş olursa olsun diğer ucundaki sıkışıklığın sıvının akışını, akışın hızını belirleyeceğini ilkokul çağındaki çocuklardan öğrenmeksizin geniş otoyollarla ulaşım çilesine çözüm bulacağı iddiası önemli bir medeni cesaret örneğidir.

İstanbul'un su havzaları ile ilgili sıkıntılar artık halının altına süpürülemez duruma gelmiş olmasına, su havzalarında ilçe belediyesi üstüne ilçe belediyesi kurulmasına, İstanbul'un su sorununu Istıranca dağları, Melen Çayı gibi pek çok ekosisteme müdahale edilerek "çözülmeye" çalışılmasına ve taşıma suyla (değirmenin dönmeyecek) sorunun çözülemeyecek olmasının yüz yıllardır bilinmesine, "kuzeyin" bu açıdan da çok önemli olmasına karşın köprü sayısını üçe çıkarma ısrarı bizlerin aklının ermediği bir hikmete işarettir; hürmet gerekir.

Her bir otoyol hamlesinin kenti "plansız" bir şekilde kuzeye taşıdığı açık, ormanların ise bu hamlelere dayanaksız olduğu anlaşılmışken son orman alanlarının ateşle imtihanına cesaret etmek ancak akıllı bir tasarımın mahsulü akılların özgüveni ile mümkün olabilir.

Çevre düzeninin etrafından dolaşıldı

Ancak en önemlisi ise şudur:
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesi çevre düzeni planlarını; "Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak
konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plandır" biçiminde tanımlamaktadır.

Hukuka uygun bir çevre düzeni planının "düzenli ve sağlıklı bir yerleşmenin sağlanması, yeşil alanların ve orman alanlarının gereksinimlerine uygun şekilde düzenlenmesi, trafik ve ulaşımın hızlı ve aktif bir biçimde işlemesi, su kaynaklarının korunması, tarihi ve kültürel değerlerin gelecek nesilleri aktarılması, nüfusun dağılımı, sanayi tesislerinin ve tarım alanlarının ekonomik ilke ve ölçütler doğrultusunda kurulması, eğitim, sağlık ve turizm gibi kuruluş ve alanlarının düzenli bir biçimde paylaştırılması gibi temel hizmet ve gereksinimlerin en verimli bir şekilde giderilmesi" gibi niteliklere sahip olması gerektiği mahkemeler tarafından da çeşitli kararları ile belirtilmiştir.

Diğer bir söyleyişle ".....belirtilen bu kadar önemli nitelik ve özellikler için ilin ya da büyükşehir belediyesinin bir ucundan diğer ucuna planlamasının yapılmış olması zorunludur. İşte bu düzenlemenin il bazında gerçekleştirilecek 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı ile gerçekleştirilebileceği.... 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı ile bir şehre genel görünüm verilmekte, şehrin yerleşim, trafik, ulaşım, yeşil, orman, sanayi, ticaret, tarım, tarihi kültürel nitelik taşıyan alanlar açısından genel bir sistematik gerektiği ..." hukuken de bir gerekliliktir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin  16 Haziran 2010 tarihli toplantısında ise, 1/100 000 ölçekli planın  Plan Uygulama Hükümleri üzerinde değişiklik yapılmış; oy çokluğu ile meclisin onayından geçen bu değişiklikle, Plan Uygulama Hükümleri'nin "Plan'da ölçek sebebiyle gösterilmeyen ulaşım sistemi projeleri, plan'ın bütünlüğüne ve ilkelerine uygun olarak alt ölçekli plan çalışmalarında değerlendirilecektir." biçimindeki 8.4.9.1. maddesinde  yer alan "ölçek sebebiyle" ibaresi kaldırılmış, madde, "8.4.9.1. Plan'da gösterilmeyen ulaşım sistemi projeleri, plan'ın bütünlüğüne ve ilkelerine uygun olarak alt ölçekli plan çalışmalarında değerlendirilecektir" biçimine getirilmiştir. Ayrıca yeni bir madde olarak da , "8.2.17. İlave Boğaz Geçiş ve güzergahları alt ölçekli planlarda değerlendirilecektir" hükmü eklenmiştir.

Plandaki hinlik

Dikkatinizi çekmek istediğim dahiyane buluş ise esasen budur:
Bir bütün olarak üçüncü köprü projesini her düzeyde reddeden, sakıncalarına uzun uzun işaret eden bir çevre düzeni planının (ki o planın sakıncaları ise bambaşkadır) notlarında yapılan bir değişiklik ve ekleme ile Üçüncü Köprünün önündeki engellerin kaldırılmasını akıl etmek biz sıradan insanların anlayabileceği türden bir iş değildir. Piyasanın hikmetinden pay almak, ona inanmak gerekir.
Üçüncü Köprü hem hukuken hem de teknik olarak bir planlama mucizesidir. (CA/EÜ)

14 Şubat 2011 Pazartesi

İTİRAZLAR YAPILDI

"Dükkan Vergim 30 Liradan 800 Liraya Çıktı; Nasıl İtiraz Etmem!"

Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planına itiraz edenlerden kitap dükkanı sahibi Ayşe Doğan, "Geçen sene 30 lira olan vergim bu sene 800 liraya çıktı. Sırf insanlar burayı terk etsin ve gitsin diye atılan adımlar bunlar" dedi.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Şubat 2011, Pazartesi

Cihangirlilerin Beyoğlu Koruma Amaçlı İmar Planına itiraz dilekçelerini vermeleri için son gün. Aşırı vergi artışından şikayet edenler, yaşadıkları mahallenin çehresinin değiştirilerek ticarethane dönüştürülmesinden endişe edenler "Koruma Planı"na karşı çıkıyorlar. İtiraz dilekçesi vermek isteyenlerin 16.30'a kadar süreleri var.

"İnsanlar Beyoğlu'nu terk etsin diye...."

Erken saatlerde belediyeye gelenlerden kitapçı dükkanı sahibi Ayşe Doğan ''Bu hale itiraz edilmeyecek gibi değil ki. Geçen sene 30 lira olan vergim bu sene 800 liraya çıktı. Sırf insanlar burayı terk etsin ve gitsin diye atılan adımlar bunlar" dedi.

İtiraz dilekçelerine ne zaman yanıt alacaklarını soran yurttaşlara belediye yetkilileri ''Dilekçeler burada incelendikten sonra Belediye Meclisine gönderilecek ve oradan gelecek cevap beklenecek. Ancak bunca dilekçe hemen nasıl toplansın da hemen cevap verilsin?'' şeklinde yanıt veriyor.

Aynı belediye görevlisi, projenin bir provokasyon aracı olarak kullanıldığını savundu; önce tüm sivil toplum kuruluşlarını proje aşamasında çağırdıklarını iddia etti; ardından da "Kaldı ki, Beyoğlu bir Yunan kenti değil bütün herkesi bir meydanda toplayalım" dedi.

Cihangir Semt İnisiyatifi ve Beyoğlu'ndaki diğer semt dernekleri "Plan"a karşı çıkış gerekçelerini şöyle açıklamışlardı:

"Beyoğlu'nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor.
"Plan Beyoğlu'nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayazpaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor.

"Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.Semt sakinleri ilgiyle karşıladıkları çağrıda önerilenleri gerçekleştirmeye girişirlerse, İstanbul'u bir uçtan ötekine kat eden "kentsel dönüşüm" projelerine karşı bir direnme mevzisi daha açılmış olacak." (ELV/EÖ)

11 Şubat 2011 Cuma

Cihangirli "İmar Planı"na Karşı Belediye Önündeydi!

Cihangirliler Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nı bugün Belediye önünde protesto etti; yarın da sanatçıların katılımıyla planın olumsuz yönlerini semt sakinleriyle paylaşacak.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
11 Şubat 2011, Cuma

Cihangir Semt İnisiyatifi, Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'na tepkisini bu kez Tünel Meydanı'nda bulup Belediye önüne kadar gerçekleştirilen bir yürüyüşle gösterdi.

Cihangirliler ve destekçileri ellerinde ''Sanatıma Dokunma'', ''Tarihime Dokunma'',  ''Yeşilime Dokunma'', ''Katılın, geleceğimizi birlikte savunalım.'', ''Bu planda biz yokuz.'', ''Bu plan sizin için diyorsunuz, bize mi sordunuz?'' yazılı dövizlerle projeye itiraz dilekçelerini vermek için belediyeye doğru yürüyüşe geçtiler.
İnisiyatif üyesi Ayşe Özdemir Cihangir semt sakinlerinin dün akşam (10 Şubat) Belediye Başkanı Ahmet Nisbah Demircan ile yaptığı toplantıyı değerlendirerek, ''Başkan bizi ikna edebileceğini sanıyordu ancak ciddi bir dirençle karşılaştı. Amacımız sen bizi planın yapılış sürecine dahil etmedin ve ancak biz bu planın farkındayız ve itiraz ediyoruz demekti ve de başardık'' dedi.

Basın bildirisinin ardından mikrofonun Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsüne verilmesi üzerine ise Özdemir ''Bu siyasetin içine dahil olan ve CHP ile ilgili bir hareket değil bir Cihangir Semt İnisiyatifi Hareketidir. Lütfen bu ikisini karıştırmayın" diyerek İnisiyatif üyeleri beraberinde getirdikleri pankartları yanlarına alarak belediye önünden uzaklaştılar.

Belediye önünde basın açıklaması

Basın açıklamasında ''Sözde koruma amaçlı imar planına itiraz etmek için buradayız. Hayatımıza, yeşilimize, sanatımıza tecavüz ediliyor. Bugüne kadar yüzlerce kişi yazılı dilekçeler ile plana itirazlarını sundu ancak hala Belediye Başkanı ekranlara çıkıp şimdiye kadar sadece 48 kişinin itiraz ettiğini iddia edebiliyor ve halkı yanlış bilgilendiriyor. Bu plan toplumsal katılımı, demokrasiyi ve uzlaşıyı rafa kaldırmıştır. Aylardır biz bu planda yokuz diye tepkimizi dile getiriyoruz. Keşke bu plan düzeltilebilir, üzerinde değişiklikler ile kabul edilebilir bir plan olsa. Ancak projenin toptan kaldırılması ve yerine güzelliklerden, halktan, haktan ve demokrasiden yana olan katılımcı bir politika ile oluşturulmuş bir plan yapılmalıdır. İtiraz dilekçelerimiz eğer kabul edilmezse bir sonraki yolumuz idari yargıya başvurma ve yürütmeyi durdurma talepleri olacaktır.'' dediler.

Sanatkarlar Parkı'nda da buluşulacak

Cihangirliler 12 Şubat (Cumartesi), saat 14.00'te ise Roma Bahçesi'nde(Sanatkarlar Parkı) buluşup çözüm için tüm Beyoğlu sakinleri ve destek veren sanatçılarla birlikte tepkilerini kamuoyuna sunmaya hazırlanıyor. (ELV/EÖ)

Plana Mahkeme Yolu Göründü

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce Beyoğlu ilçesinin bir bölümüne yönelik hazırlanan, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Uygulama Plan, “yeşil alanların yok edilerek imara açılacağı ve mevcut kentsel dokunun bozulacağı” gerekçesiyle bölge halkının tepkisini çekti. Halk, ‘yürütmenin durdurulması ve noktasal ve bütünsel olarak planın iptali’ için ayrı ayrı dava açmaya hazırlanıyor.
Beyoğlu ilçesinde Taksim, Cihangir, Tarlabaşı, Tophane’nin bulunduğu tarihi ve turistik bölge, 1993’te alınan kararla “Kentsel SİT alanı” ilan edilmişti. İmar planları 18 yıldır yılan hikayesine dönen bölgeye yönelik İBB’nin hazırladığı plan nihayet son şeklini aldı. Ancak içerdiği çok sayıda değişiklik halkın tepkisini çekti. İBB Meclisi’nde onaylandıktan sonra 14 Ocak 2011’de askıya çıkan plan bir aylık süre sonunda 14 Şubat’ta askıdan indirilecek. Halk, mahalle derneklerince ‘Beyoğlu Semt Dernekleri Platformu’ öncülüğünde hazırlanan itiraz dilekçelerini bugün Beyoğlu Belediye Başkanlığı’na sunacak."

6 Şubat 2011 Pazar

Evimin Arka Bahçesine Kimse Giremez

Cihangi Semt İnisiyatifi, "Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı"yla bir eğlence ve ticaret merkezine dönüştürülmesi amaçlanan Cihangir sakinlerini plana itiraz için harekete geçmeye çağırdı. İlk semt toplantısı 11-12 Şubat'ta İkbal Kahvesi'nde. İtiraz süresi dolmadan dilekçeler verilecek.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
06 Şubat 2011, Pazar

Cihangir Semt İnisiyatifi  üyeleri Cumartesi günü dağıttıkları bildirilerle semt halkını "Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı"na karşı çıkmaya çağırdılar.
Cihangir Semt İnisiyatifi ve Beyoğlu’ndaki diğer semt dernekleri "Plan"a karşı çıkış gerekçelerini şöyle özetliyor:
Beyoğlu'nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor. Plan Beyoğlu'nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayaspaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor. Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.Semt sakinleri ilgiyle karşıladıkları çağrıda önerilenleri gerçekleştirmeye girişirlerse, İstanbul'u bir uçtan ötekine kateden "kentsel dönüşüm" projelerine karşı bir direnme mevzisi daha açılmış olacak.
"İnsana, yaşama ve çevreye önem veren yeni bir plan" isteyen Cihangir Semt İnisiyatifi gönüllülerden oluşan ve semt sakinlerinin kendi yaşam çevrelerine "kentlilik bilinciyle" sahip çıkmalarını teşvik amacıyla çaba gösteren bir yurttaş inisiyatifi. İnisiyatif yalnızca planı değil, "katılım hakkımız gaspedildi" dediği planlama sürecini de güçlü gerekçelerle eleştiriyor:
"Koruma Planı hazırlanması ile ilgili yönetmelik plan bölgesinde yaşayanların ve çalışanların plan hazırlık sürecine dahil edilmesini zorunlu kıldığı halde bu şart yerine getirilmemiştir."
Cihangir Semt İnisiyatifi'nin kurulmasına ön ayak olanlardan Ayşe Özdemir Bianet'e, "Vatandaş olarak haklarimizi kaybettiğimiz yer projenin yapimina davet edilmeyişimizle başliyor. Kent haklari temel insan haklarindandir." diyor.

İnisiyatifin belli başlı itiraz noktaları ve talepleri de şöyle:

* Yeşil alanlarımız yok ediliyor. Roma ve Ege Bahçeleri Cihangir'in nefes alanlarıdır. Planda Ege Bahçesi yapılaşmaya açılıyor. Roma Bahçesinin girşini kapatacak şekilde Sosyal Tesis adı altında bir bina yapılması öngörülüyor.Yeşil alanlarımızın sadece korunmasını değil artırılması istiyoruz.

* Konut alanlarını koruyacak önlemler istiyoruz. Planda konut bölgelerindeki bazı sokak ve caddeler Konut+Ticaret alanı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamanın kaldırılmasını ve Cihangir'in ticaret ve eğlence merkezi haline gelmesini önleyecek somut önlemler alınmasını istiyoruz. Konut alanlarındaki ticaret, semt sakinlerinin ihtiyaçlarının çeşitliliği göz önüne alınarak ve tek tip ticari faaliyeti önleyecek biçimde düzenlemelidir. Konut alanlarında kamusal alan olan kaldırım ve sokakların işgal edilmesine ve beraberinde getireceği gürültü kirliliğine neden olacak ticari faaliyetlere sınırlama getirilmesini istiyoruz.

* Çok katlı otoparklar istemiyoruz. Plan Sıraselviler Caddesinde uzun mücadeleler sonucu kaldırılan eski benzincinin yerine çok katlı bir otopark öngörmektedir. Cihangir'in Beyoğlu'nun otoparkı olmasına, ciğerlerimizin egzoz gazıyla dolmasına, trafik yoğunluğuna ve gürültüsüne hayır diyor ve Sıraselviler Caddesi üzerinde 3 hastane bulunduğunu hatırlatıyoruz.

Cihangirliler itiraz hakkını kullanacak

Cihangir Semt İnisiyatifi, yasanın tanıdığı itiraz hakkını kullanmak üzere, plan ve itiraz dilekçeleriyle ilgili soru ve sorunları 11-12 Şubat günleri 15-19 arasında  Akarsu Caddesi No: 30, Orhan Kemal Müzesi altında, İkbal Kahvesi'nde Cihangirliler'i buluşmaya çağırdı.

Cihangir Semt İnisiyatifi'nden Serpil Arısoy "Ben semtime, Beyoğlu'na sahip çikmak ve insanlari buna teşvik etmek istiyorum," diyor. "Uyuyabildiğimiz tek yer evlerimizin arka odalari ve o odaların baktığı arka bahçeler de bu projeler kapsaminda işgal edilecek."

İnisiyatifin dağıttığı bildirilerden karşı karşıya kaldığı riskleri öğrenen bir Cihangirli semttekilerin bakışını tek cümleyle özetliyor: "Evimin arka bahçesine kimse giremez."

İmar Planına ilişkin itiraz hakkımızı nasıl kullanabiliriz ?

Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planıyla ilişkin itiraz dilekçelerinin Beyoğlu Belediye Başkanlığı, Plan ve Proje Müdürlüğü'ne hitaben kaleme alınması ve en geç 14 Şubat 2011 tarihine kadar Beyoğlu Belediyesi'ne verilmesi gerekiyor.

  1. Her yurttaş itiraz etmek istediği konuyla ilgili olarak tek başına itiraz edebileceği gibi belli bir konu ya da alan ile ilgili olarak o konu ya da alan nedeni ile "menfaati ihlal" edilenler ortak bir itiraz dilekçesi verebilir. 
  2. İtiraz dilekçesi verenlerin planın askıdan inmesinden sonra dava açması mümkün: Prosedür ve olasılıkları şu şekilde özetlenebilir:  imar planları 30 gün süresince askıya çıkarılır ; anılan 30 günlük süre aynı zamanda "itiraz" süresidir ;  planların 30 gün sonda askıdan inmesi ile 60 günlük "dava açma süresi" başlar ; hem süresi içinde itiraz etmeyenler hem de planların askıdan inmesini izleyen 60 gün içinde dava açmayanlar ilgili imar planının iptali istemi ile dava açamazlar (ama bunun istisnaları olabiliyormuş); süresi içinde itiraz edenler için ise itirazlarının yanıtını 60 günlük bir süre için bekleme  hakkı vardır ; itirazlarına 60 gün içinde yanıt verilmeyen ilgililer takip eden 60 gün içinde dava açabilirler.
  3. Her bir itiraz konusu için ayrı ayrı dilekçe verilebilir.  Ancak, bir kişinin kendisini, yaşadığı kenti ve/veya kentin yaşadığı parçasını etkileyen bölümleri ile ilgili itirazlarını tek bir dilekçe de sunabilir.
  4.  Dava açılması düşünülmeyen hususlarla dava açılması düşünülenleri beraber ileri sürmek doğru olmayacaktır. Ayrıca, birbiri ile ilişkileri dolaylı olan alanlar ile ilgili itirazları aynı dilekçede belirtmek de "usuli" sorunlar çıkarabilir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen ölçütlerin her bir somut olay bağlamında değerlendirilmesi ve buna uygun olarak karar verilmesi yerinde olacaktır.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Bugün Cihangir'de yaklaşık 450 bildiri dağıtıldı.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1038998&Yazar=CEM%20ERC%DDYES&Date=05.02.2011&CategoryID=41

BEYOĞLU KİME AİT

Cem Erciyes
Radila Gazetesi 5 Şubat 2011
Beyoğlu’nun yeni imar planı, semti epey hareketlendirdi. Koruma Amaçlı İmar Planı’nın Beyoğlu’nda turizm alanlarını genişleteceğini, semte yeni otoparklar ve binalar ‘kazandıracağını’ pek çok semt sakini ilk defa Radikal’den duymuş oldu. Semt dernekleri plana itiraz etmekte kararlı. Haftalardır toplantılarla, internet üzerinden yazışmalarla buna hazırlanıyorlar. Cihangirliler bugün sokaklara çıkıp yazdıkları bildiriyi elden dağıtacak. Markette, kasapta, manavda elden dağıtıp daha çok kişiyi kampanyalarına katmayı hedefliyorlar. 14 Şubat’ta da itiraz dilekçesini topluca Belediye’ye vermek niyetindeler.
* * *
Derneklerin endişeleri ve itirazları temelde üç noktada toplanıyor. En birincisi, bu planın kendilerine hiç danışılmadan hazırlanması; buna çok kızıyorlar. Sonra, Cihangir gibi konut alanlarının tam anlamıyla kafe-bar-lokanta işgaline maruz kalıp oturulmaz hale gelmesi; kimse semtini terk etmek istemiyor. Ve çoğu yeşil alan olan bütün boşluklara az ya da çok birer bina yapılacak olması; yani ortak alanların ranta dönüşmesi ihtimali...
Derneklerden bağımsız, bireysel olarak belediyeye gidip bilgi almak isteyenler de oradan öfkeli ayrılıyor. Belediye, planın tamamını edinmek isteyenlerden 1580 TL istiyor. Sadece sahibi olduğunuz evin civarını, oradaki bilgisayardan incelemek ücretsiz. Tabii uzman işi bu planlara bakıp da anlayan yok. Ama kendi evinin işyerinin etrafındaki boşluğa bina yapılacağı için itiraz dilekçesi verenler var. Bunların sayısı şimdilik 48. ‘Planı duvara astık, gördük görmedik demeyin’, gayet eski usul bir yöntem ve belediyenin daha açık bir politika izlemesi gerekiyor. Nitekim tepkiler üzerine Başkan Ahmet Misbah Demircan devreye girdi ve planın bugünden itibaren belediyenin internet sitesine konacağını duyurdu. Aslında bir adım daha ileri gidip burada yaşayan insanlarla toplantılar yapmaları ve planladıkları geleceği onlara teker teker anlatmaları gerekiyor.
* * *
Beyoğlu, bütün İstanbul’u ilgilendiren bir yer. Ama semtin gelecek planlarıyla kimse fazla ilgilenmiyor. Çünkü herkes burayı alışveriş, kültür ve eğlence merkezi olarak görüyor. Belediye de, semtin tarihi merkezini çöküntü alanı olmaktan çıkarıp daha fazla gelir getirecek bir yere dönüştürmekte kararlı. Sadece İstiklal Caddesi’nden hafta içi her gün 2 milyon kişi geçiyor. Caddenin çevresindeki tarihi bölgenin tamamında gece nüfusu, yani yaşayanların sayısı ise 103 bin! İşte bu iki rakam arasındaki büyük fark, burada yaşayanların neden kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olamadıklarını da gayet iyi açıklıyor

4 Şubat 2011 Cuma

İNSANA, YAŞAMA VE ÇEVREYE ÖNEM VEREN YENİ BİR PLAN İSTİYORUZ

Beyoğlu Koruma(ma) Amaçlı Uygulama İmar Planına İTİRAZ EDİYORUZ !
17 yıldır beklenen yeni imar planı 14 Ocak 2011’de askıya çıktı. Beyoğlu’nu büyük bir alış-veriş merkezine dönüştürecek bu plan ile İstanbul'un en önemli tarihsel kent merkezlerinden biri olan Beyoğlu talan ediliyor. Yeni rant alanları yaratılıyor. Yeşil alanlar yok ediliyor. Plan Beyoğlu’nu turizm, kültür ve eğlence merkezi olarak tanımlarken Cihangir, Ayaspaşa, Çukurcuma, Tophane gibi konut bölgelerinin yok edilmesinin önü açılıyor. Kamusal kullanım alanları (spor, oyun, dinlenme ve yeşil alanlar) yok ediliyor. Bize kalanlar ise sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik, aşırı kalabalıklaşmış, gürültülü ve kirli bir kent.  Bu plana kentlilik bilinciyle karşı çıkıyoruz. İnsana, yaşama ve çevreye önem veren yeni bir plan istiyoruz.
KATILIM HAKKIMIZ GASP EDİLDİ
Koruma Planı hazırlanması ile ilgili yönetmelik plan bölgesinde yaşayanların ve çalışanların plan hazırlık sürecine dahil edilmesini zorunlu kıldığı halde bu şart yerine getirilmemiştir. Bayram, yeni yıl, kandil gibi özel günlerde bizi hatırlayan belediye yetkilileri plan hazırlık çalışmalarında bizlere haber vermeyi unuttu. Bu planda biz YOKUZ!
YEŞiL ALANLARIMIZ YOK EDiLiYOR
Roma ve Ege Bahçeleri Cihangir'in nefes alanlarıdır. Planda Ege Bahçesi yapılaşmaya açılıyor. Roma Bahçesinin girşini kapatacak şekilde Sosyal Tesis adı altında bir bina yapılması öngörülüyor. Buranın yapılaşması halinde hem kısıtlı yeşil alanlarımızın önemli bir bölümünü kaybedeceğiz hem de müşteri olmadan ve para harcamadan çocuklarımız ve dostlarımızla gidip oturabileceğimiz yerimiz olmayacak. Yeşil alanlarımızın sadece korunmasını değil artırılması istiyoruz. Yeşil alanları bina dikilecek boşluklar olarak gören anlayışı karşı çıkıyor ve HAYIR diyoruz.
KONUT ALANLARINI KORUYACAK ÖNLEMLER ALINMASINI İSTİYORUZ
Planda konut bölgelerindeki bazı sokak ve caddeler Konut+Ticaret alanı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamanın kaldırılmasını ve Cihangir'in ticaret ve eğlence merkezi haline gelmesini önleyecek somut önlemler alınmasını istiyoruz. Konut alanlarındaki ticaret, semt sakinlerinin ihtiyaçlarının çeşitliliği göz önüne alınarak ve tek tip ticari faaliyeti önleyecek biçimde düzenlemelidir. Konut alanlarında kamusal alan olan kaldırım ve sokakların işgal edilmesine ve beraberinde getireceği gürültü kirliliğine neden olacak ticari faaliyetlere sınırlama getirilmesini istiyoruz.
ÇOK KATLI OTOPARKLAR iSTEMiYORUZ
Plan, Sıraselviler Caddesinde uzun mücadeleler sonucu kaldırılan eski benzincinin yerine çok katlı bir otopark öngörmektedir. Cihangir'in Beyoğlu'nun otoparkı olmasına, ciğerlerimizin egzoz gazıyla dolmasına, trafik yoğunluğuna ve gürültüsüne hayır diyor ve Sıraselviler Caddesi üzerinde 3 hastane bulunduğunu hatırlatıyoruz.
iTiRAZ HAKKIMIZI KULLANIYORUZ
Yasanın bize tanıdığı itiraz etme hakkımızı kullanıyoruz. Plan ve itiraz dilekçesiyle ilgili sorularınıza cevap verebilmek için 11-12 Şubat tarihlerinde 15 00-19 00 saatleri arasında Akarsu Caddesi No: 30 Orhan Kemal Müzesi altında İkbal Kahvesinde buluşuyoruz.
Cihangir Semt İnsiyatifi
Telefon: 0 531 699 94 68 
http://cihangirsemtinsiyatifi.blogspot.com

3 Şubat 2011 Perşembe

Beyoğlu İmar Planı: plan raporunun fiyatı 1.580 lira olur mu ?

Merhaba,

Beyoğlu Belediyesinde askıya çıkan Kentsel Sit alanı Uygulama İmar Planıyla ilgili plan raporunun (yaklaşık 300 sayfalık bir döküman) fiyatı 1,580 lira. Plana ve plan raporuna erişimin ücretsiz olması gerekmez mi ? Birçok işlemin online gerçekleştirildiği, birçok dökümana internet üzerinden doğrudan ve ücret ödemeden ulaşılabilen bir dönemde belediye söz konusu raporu ancak 1,580 liranız varsa okuyabilirsiniz diyor.

Belediye aslında bize ait olan bir dökümana erişimimizi paralı kılarak bilgi edinme ve dolayısıyla katılma ve mücadele etme haklarımızı engellemektedir. Söz konusu planın ücretsiz olarak hepimizin kullanımına açılmasını ve online olarak erişimini talep ediyoruz.

1 Şubat 2011 Salı

Barakaları yıkacaklarmış ?

Girişi Sanatkarlar Caddesinde olan ve mevcut durumda otopark olarak kullanılan alanın - alanın bir taraftan Defterdar Camiine bitişik, deniz tarafından Roma Bahçesi ile sınır -  tümü imar planında mavi lejantla Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı olarak tanımlanmış. Belediye yetkilileri yaptıkları açıklamada buraya sadece 120 m2'lik bir yapı yapacağız diyor. Geri kalanı ne olacak ?

http://www.beyoglu.bel.tr/images/markalarimiz_haber/2011/sanatcilarparki_b.jpg